Yerinde Olmak

Parkta yürürken bir hâl belirir.
Görülen her şey, olduğu gibi görünür.
Ağaçlar, insanlar, sesler, hareketler…
Hiçbiri eksik değildir.
Hiçbiri fazla değildir.
İçinden şu cümle geçer:
“Bu olmamış” denmez.
“Olması gereken bu değil” denmez.
Sadece olan vardır.
⸻
Bu hâl, “olması gerekeni bulmak” değildir.
“Olanın zaten yerli yerinde olduğunu görmek”tir.
Bu bir telkin değildir.
Bir kabulleniş değildir.
Bir anlamlandırma hiç değildir.
Zihin susmuştur.
Karşılaştırma bitmiştir.
Parça merkez olmaktan düşmüştür.
⸻
Bilinç zamandan çekildiğinde,
olan bütündeki yerinden görünür.
Artık fenomen sana bir şey söylemez.
Sen ona bir şey yüklemezsin.
Ve içten şu açıklık doğar:
“Bu, olduğu hâliyle tamam.”
Ama bu bir yargı değildir.
Bir teslimiyet de değildir.
Bu, seyirdir.
⸻
Bu hâlde:
Zihin geri çekilmiştir.
Ego merkez olmaktan çıkmıştır.
Akış sorun olmaktan düşmüştür.
Ortada düzeltilmesi gereken bir şey yoktur.
Savunulması gereken bir şey yoktur.
Sadece eşlik vardır.
⸻
Bu bir seviye değildir.
Ulaşılacak bir yer değildir.
Tutulacak bir hâl hiç değildir.
Olduğunda fark edilir.
Gittiğinde aranmaz.
Çünkü bu hâl,
bir kazanım değil,
bilincin kendi yerinde olmasıdır.
Aksiyom:
Olan değiştiği için huzur gelmez;
olan yerli yerinde görüldüğünde huzur zaten vardır.
Mahmut Turut 2025