Yorum Yaşanır Olan Görülmez

İnsan birine kırıldığında, çoğu zaman bu durum kısa sürede geçmez. Aylar geçse bile içindeki kızgınlık devam edebilir. Çünkü yaşanan şey sadece bir olay değildir; o olayla birlikte oluşan beklenti de vardır. Beklenti gerçekleşmediğinde, zihin bunu taşımaya başlar.
Aslında olan çoktan olup bitmiştir. O an yaşanmış ve geçmiştir. Fakat zihin o anın üzerine anlamlar kurar. “Bana böyle yapılmamalıydı”, “Beni anlamadı”, “Haksızlık yaptı” gibi düşünceler tekrar tekrar ortaya çıkar. Kişi artık olayı değil, bu düşünceleri yaşamaya başlar.
Bu durumda geçmiş taşınır. Ama taşınan şey olayın kendisi değildir; olay hakkında üretilen yorumlardır.
Bu süreçte hayat devam eder. Yeni şeyler olur, yeni durumlar ortaya çıkar. Olan her zaman arka planda akmaya devam eder. Fakat kişi bunu görmez. Çünkü dikkat, zihnin ürettiği yorumların üzerindedir.
Böylece ilginç bir durum ortaya çıkar. Gerçekte olan yaşanır ama fark edilmez. Buna karşılık yorumlar gerçek gibi yaşanır. Kişi hem geçmişin yorumlarını taşır hem de şu anda olanı yine yorumlayarak yaşar.
Bu yüzden yaşanan şey çoğu zaman doğrudan hayat değildir; zihnin kurduğu anlamlardır.
Bilinç devrede olmadığında bu durum fark edilmez. Yorum ile olan birbirine karışır. İnsan yorumları gerçek zanneder ve onların içinde yaşamaya devam eder.
Fakat bir an gelir ve kişi şunu fark edebilir: “Olan olmuş ve geçmiş. Ama ben hâlâ zihnimin ürettiği anlamları yaşıyorum.”
İşte bu fark ediş, görmenin başlangıcıdır.
Bu görüldüğünde, yorum ile olan ayrılır. Olan arka planda değil, doğrudan görünür hâle gelir. Yorumlar ise gerçek olmaktan çıkar, sadece görülen düşünceler hâline gelir.
Sonuç olarak insan çoğu zaman olanı değil, yorumları yaşar. Olan her zaman vardır ama görülmez. Görülmediğinde yük oluşur, görüldüğünde ise çözülür.
Mahmut Turut 2026