top of page

Öfke ve Bilincin Konumu

Öfke ve Bilincin Konumu
00:00 / 01:04

İnsan hayatında karşılaştığı olaylar çoğu zaman çeşitli duyguların ortaya çıkmasına neden olur. Bu duygulardan biri de öfkedir. Öfke çoğu zaman yalnızca bir duygu olarak görülür; fakat dikkatle bakıldığında öfkenin nasıl ortaya çıktığı, büyük ölçüde bilincin bulunduğu konumla ilişkilidir. Hayatta önce bir fenomen ortaya çıkar. Bir söz söylenir, bir davranış görülür ya da beklenmedik bir durum yaşanır. Bu olay akışın içinde gerçekleşen bir fenomendir; yani henüz yorum eklenmemiş bir olaydır. Bu aşamada ortaya çıkan şey yalnızca olanın kendisidir.


Fakat insan bu fenomeni her zaman olduğu gibi görmez. İnsan zihni çoğu zaman sahip olduğu değerler üzerinden olayları değerlendirmeye başlar. İnsan zihninde,  insanların nasıl davranması gerektiğine dair çeşitli ölçüler vardır. Bu ölçüler zihinde bir olması gereken düzeni oluşturur.


Bir fenomen bu değerlerle uyumluysa zihin herhangi bir sorun görmez. Fakat fenomen değerlerle uyuşmadığında, zihin hemen bir hüküm üretir: “Bu böyle olmamalıydı.” İşte bu anda olan ile olması gereken karşı karşıya gelir. Bu karşılaşma bir çatışma doğurur.


Bu çatışmanın duygusal görünümü çoğu zaman öfke olarak ortaya çıkar. Öfke bu durumda yalnızca bir bedensel tepki değildir; zihnin değerleri ile fenomen arasındaki uyumsuzluğun yarattığı bir gerilimdir. Bu nedenle öfke çoğu zaman psikolojik bir yük haline gelir. İnsan olayı tekrar tekrar düşünür, zihninde büyütür ve çatışma devam ettikçe öfke de sürer.


Bu durum aslında bilincin zamanda olduğunu gösterir. Çünkü zaman konumunda, bilinç fenomeni doğrudan görmek yerine onu değerlerle kıyaslar. Olay artık yalnızca bir fenomen değildir; değerlerle ölçülen bir durum haline gelir. Böylece fenomen yük haline dönüşür.


Fakat bilinç konum değiştirdiğinde süreç farklı şekilde görülebilir. Eğer bilinç merkez olarak olanı alırsa, fenomen değerlerle kıyaslanmadan fark edilir. Bu durumda kişi önce şunu görebilir: Bir olay oldu. Zihin bu olayı bir değerle ölçtü ve bir çatışma oluştu.


Bu fark ediş gerçekleştiğinde fenomen ile zihnin ürettiği yorum ayrılmaya başlar. Olay tekrar fenomen olarak görülür. Çatışma zayıfladıkça yük de çözülmeye başlar. Bu nedenle öfkenin kendisi çoğu zaman olayın doğrudan sonucu değildir. Aynı olay bir kişi için yoğun bir öfke doğururken başka bir kişi için yalnızca bir fenomen olarak kalabilir. Bu farkı yaratan şey olayın kendisi değil, bilincin bulunduğu konumdur.


Bilinç zamanda olduğunda fenomen değerlerle kıyaslanır ve çatışma doğar; bu çatışmanın duygusal görünümü öfke olarak ortaya çıkar. Bilinç, olanı merkez aldığında ise fenomen yeniden fenomen olarak görülür ve öfke yük haline gelmeden çözülebilir.


Kısaca ifade etmek gerekirse: Fenomen akışın içinde ortaya çıkar. Değerler olması gerekeni üretir. Olan ile olması gereken çatıştığında öfke doğar. Bilinç olanı gördüğünde çatışma çözülür.


Mahmut Turut 2026

bottom of page