top of page
Olmak Manifestosu
Olmak, bir hâle ulaşmak değildir. Olmak, bir şey kazanmak hiç değildir. Olmak, bilincin kendi yerini hatırlamasıdır. Bilinç yer değiştirmez; yer değiştiren yalnızca bakıştır. Bakış parçaya düştüğünde yük doğar, bakış bütüne yükseldiğinde yük çözülür. Olmak, zamanın içinde inşa edilmez. Zaman, olanın üstünden akar. Olan, zamansızdır. Çaba, olmaya ait değildir. Çaba, unutuşun dilidir. Hatırlayan bilinçte çaba susar. Olmak bir ilan değildir; ilan edilen şey hâlâ parçadadır. Olma
ysmngull
6 saat önce1 dakikada okunur
Bütün Olan Neden Bazen Konuşur?
Bütün olmak susmak değildir. Bütün olmak, sözün yük taşımamasıdır. Bütün olan konuşmaz denir; çünkü açıklama ihtiyacı yoktur. Ama bu, sözün yasak olduğu anlamına gelmez. Sadece zorunlu olmadığı anlamına gelir. Bütünlükte söz doğarsa, bir eksikliği kapatmak için değil, bir işaret bırakmak içindir. İşaret eden söz öğretmez. İkna etmez. Kurtarmaz. Sadece der ki: “Buradan bakınca yük düşüyor.” Bütün olan, başkasının olup olmamasına bağlı değildir. O yüzden konuştuğunda da bir son
ysmngull
6 saat önce1 dakikada okunur
“Bütün, zamanda görüntü olur ve akar. Akış herkeste aynıdır; bilinç yerinde değilse, akış yük olur.”
Mahmut Turut, 2026
ysmngull
6 saat önce1 dakikada okunur
Olan ile Çelişmiyorsan Bilincin Bütünseldir
Olan ile çelişmemek, bir kabulleniş ya da pasiflik değildir. Bu hâl, bilincin kendi yerinde olmasıdır. Çelişki, olayın kendisinde değil; bilincin durduğu yerde doğar. Bilinç parçada durduğunda, olanı eksik görür ve olması gerekeni arar. Bu arayış, zaman üretir; zaman da yük üretir. Yükün adı çelişkidir. Bütünsel bilinçte ise “olan” ile “olması gereken” ayrımı yoktur. Çünkü bilinç, parçadan değil; bütünden bakar. Bütünden bakıldığında her fenomen, bütünün zorunlu açılımı olara
ysmngull
6 saat önce1 dakikada okunur
Bilinç Baktığı Yerin Diliyle Konuşur
I. Bilincin Konumu ve Dilin Kaynağı Bilinç, kendinde nötr bir varlıktır; ne parçadır ne de bütündür. Ancak nerede durduğuna göre dünyayı görür, anlamlandırır ve konuşur. Bu nedenle dil, bilincin mutlak bir ürünü değil; bilincin konumunun yankısıdır. Bilinç nereye bakıyorsa, dil oradan doğar. Sözcüklerin tonu, cümlelerin yönü, anlamın yükü ya da hafifliği; bilincin baktığı yerin niteliğini ele verir. Bilinç parçaya baktığında, dili de parçalıdır. Bu dilde ayırma vardır, karşıt
ysmngull
6 saat önce2 dakikada okunur
bottom of page