top of page

Özün Sesi ve Bilincin Yönü Üzerine

Özün Sesi ve Bilincin Yönü Üzerine
00:00 / 01:04

İnsan varlığının merkezinde kesintisiz bir kaynak vardır. Bu kaynak, ne gözle görülür ne kulakla işitilir;  Öz diye işaret ettiğimiz saf varlık halinde bulunur. Öz, hiçbir zaman susmaz. O, varlığın her anında içten içe konuşur; sözsüz bir bilme, kelimesiz bir hakikat titreşimi olarak. Ne var ki, bilincin yönü belirler bu sese duyulup duyulmayacağını. Bilinç fenomenlere, yani dışa; eşyanın şekline, sesine, gürültüsüne, kalabalık dünyasına yönelmişse, Özün sesini işitemez.


Çünkü dışın çokluğu, içteki birliğin sesini örtüp perdeler. Bu hâle parçalı bilinç denir: İnsan çokluğu gerçek, birliği ise uzak sanır. Bu durumda özün çağrısı sadece bir sezgi kırıntısı olarak kalır; tanınmaz, sahiplenilmez,  örülemez.

Ancak bilinç kendi yönünü öze çevirdiğinde, yani içe döndüğünde, gürültü azalır, perde incelir, çokluk sükûna varır. İşte o zaman Özün sesi fısıltı olmaktan çıkar, bilince doğrudan hâl olarak gelir. Bu hâl yalnızca “duymak” değildir. Bu hâl, özün kendini bilmesidir.


Çünkü: Bilinç özde olduğunda, öz kendini bilmektedir. Bilinç dışta olduğunda, öz kendini unuttuğunu zanneder. Hakikatte öz hiçbir zaman unutmaz; unutma, bilincin yön değiştirmesidir yalnızca. Bu yüzden dönüş, yeni bir bilgi kazanmak değildir; hatırlamaktır. Hatırlayan bilinçtir; bilen ise daima özdür. Öyleyse:  Bilinç fenomenlerde ise, öz duyulmaz.  Bilinç özde ise, hakikat kendini açar. Tüm mesele bilincin nerede durduğunu bilmektir.


Birliğe dönen bilinç, özün sesini duyar. Ve öz, kendi kendisini onda tanımış olur.


Mahmut Turut  10 Kasım 2025 — Edirne

bottom of page