Özdeşleşmeden Var Olmak

Yıkılmadan kaybedebilmek,
tutunmadan var olabilmek…
İnsanın en derin özgürlüğü burada başlar.
İnsan çoğu zaman kendini, sahip olduklarıyla tanımlar.
İlişkileriyle, başarılarıyla, sahip olduklarıyla…
Oysa bunların hiçbiri onun kendisi değildir.
Bunlar yaşanan, değişen ve dışarıda olan şeylerdir.
Özdeşleşme, bu dış unsurları “ben” sanmaktır.
Kişi yönünü bu alanlarda bulur,
ama kendini orada kurmaya başladığında kırılganlaşır.
Çünkü değişenle kurulan benlik, değiştiğinde sarsılır.
Oysa özdeşleşilen şey bir yön olabilir,
ama tanım olmak zorunda değildir.
İnsan bir şeyi yaşayabilir,
ona yön verebilir,
ama onunla aynı olmak zorunda değildir.
Bu fark görüldüğünde,
kaybetmek yıkım olmaz.
Çünkü kaybedilen şey “ben” değildir.
Sonuç olarak:
İnsan ne ilişkileridir,
ne başarılarıdır,
ne de sahip olduklarıdır.
Bunlar onun deneyimleridir;
kendisi değil.
Ve en sade hâliyle:
Yönün olabilir,
ama kimliğin olmak zorunda değil.
— Mahmut Turut