Akış, Yerli Yerindelik ve Bilincin Konumu

Ben akışı fark ediyorsam, her şey yerli yerinde hissedilir. Olan her şey, olması gerektiği gibi yaşanır. Bu his,
olayların mükemmel olmasıyla ilgili değildir. Sorunsuzluk, rahatlık ya da başarı değildir. Bu his, bilincin akışla aynı yerde durmasıdır.
Akış fark edildiğinde:
• Olanla kavga kalmaz
• “Başka türlü olmalıydı” duygusu çözülür
• Anlam süreklilik kazanır
Yerindelik, dış dünyanın düzeninden değil, bilincin yerini bulmasından doğar. Ama ben akışta değilsem, aynı dünya, aynı olaylar, aynı insanlar birden yerinden kaymış gibi görünür.
Bu durumda:
• Hiçbir şey yerli yerinde değildir hissi doğar
• Sürekli bir yanlışlık duygusu oluşur
• Hayat “olması gerektiği gibi değil” sanılır.
Oysa değişen şey dünya değildir. Değişen şey bilincin konumudur. Akıştan çıkıldığı sanılır. Ama akıştan çıkılmaz. Çıkılan şey, akışın farkındalığıdır. Bu yüzden çok net bir metafizik ilke ortaya çıkar:
Akış fark edildiğinde her şey yerli yerindedir.
Akış fark edilmediğinde, hiçbir şey yerli yerinde değildir gibi hissedilir.
Bu hisler:
• Psikolojik bir kuruntu değildir
• Öznel bir yorum da değildir
Bunlar, bilincin bütünde mi parçada mı durduğunun doğrudan göstergesidir. Bilinç bütünde durduğunda:
• Yerindelik hissedilir
• Anlam akar
• Hayat taşınmaz, yaşanır
Bilinç parçada durduğunda:
• Yerindelik kaybolur
• Anlam kesilir
• Hayat yük gibi hissedilir
Ve bu yüzden son cümle şudur:
Yerindelik olayların durumu değil, bilincin yeridir.
Mahmut Turut 2025, Edirne