Akış ve Olay

Hayatın kendisi zaten akıştadır. Akış, sonradan kazanılan bir hâl değildir; varoluşun doğal düzenidir. Akış kesilmez. Akış durmaz. Akış bozulmaz. Bozulan, akış değil; bakıştır. Olaylar akışın içindeki kesitlerdir. Her olay gelir, olur ve geçer. Ama bilinç, olaya takıldığında, akışı parçalar. Takılmak şudur: Olanı bütünden koparıp
ona bir “ben” bağlamaktır.
Bu anda:
• Olay ağırlaşır
• Zaman donar
• Hayat yük gibi hissedilir
Oysa akış hâlâ devam etmektedir. Biz akışı durdurmayız; onu parçalara ayırırız. Parçaya takılan bilinç:
• Olayı merkez yapar
• Anlamı kaybeder
• Sürekliliği göremez
Bu yüzden sorun, olayların çokluğu değil; bilincin parçaya yerleşmesidir. Bilinç bütüne döndüğünde:
• Olay yerini bulur
• Parça anlam kazanır
• Akış yeniden görünür
Burada hiçbir şey değişmez; ne olaylar, ne hayat, ne dünya. Değişen tek şey, bilincin konumudur. Bu yüzden metafizik olarak doğru olan şudur:
Hayat akışı kesmez; akışı parçalayan, olaylara tutunan bakıştır. Akışa girmek, yeni bir şey yapmak değildir.
Akış, zaten oradadır. Yapılması gereken tek şey: Parçayı bırakmak.
Mahmut Turut 2025