Aynı Fenomen, Farklı Bilinç Konumu

İki kişi düşünelim. Her ikisinin de vücudu ağrıyor. Aynı durumla karşı karşıyalar: bedenlerinde bir ağrı var. Bu olayın kendisi bir fenomendir. Yani ortaya çıkan bir durumdur; bedende bir ağrı hissedilmektedir. Fakat bu fenomenle kurulan ilişki aynı değildir.
Birinci kişi bu ağrıyı hissettiği anda zihni devreye girer. “Herhalde kötü bir hastalığa yakalandım”, “Acaba ciddi bir şey mi var?”, “Ya kansersem?” gibi düşünceler ortaya çıkmaya başlar. Zihin hafızadaki bilgilerle senaryolar kurar ve fenomenin üzerine yorumlar ekler. Bu kişi doktora gider ve doktorun ağzından çıkacak kelimeler onun iç dünyasını doğrudan etkiler. Doktorun söylediği sözler ya onu biraz rahatlatır ya da korkusunu daha da büyütür.
Burada yaşanan şey yalnızca beden ağrısı değildir; zihnin kurduğu anlamların da yaşanmasıdır.
İkinci kişi ise aynı ağrıyı hisseder, fakat bunu yalnızca bir durum olarak görür. “Vücudum ağrıyor” der. Ağrı vardır ama zihni bunun üzerine büyük anlamlar yüklemez. Gerekirse doktora gider, fakat zihninde büyük senaryolar kurmaz. Onun için yaşanan şey sadece bedendeki bir ağrıdır.
Fenomen aynıdır; fakat yaşanan deneyim farklıdır. Bu fark fenomenin kendisinden değil, kişinin fenomenle kurduğu ilişkiden doğar. Birinde zihin hemen yorum üretmiş ve senaryolar kurmuştur. Diğerinde ise fenomen daha sade bir şekilde yaşanmıştır.
Bu nedenle burada farklı olan şey beden değil, bilincin konumudur. Zihin merkez olduğunda fenomenin üzerine yorumlar eklenir ve kişi zamanla bu yorumların içinde kaybolabilir. Bilinç daha yerinde olduğunda ise fenomen olduğu gibi görülebilir; zihin yorum üretse bile kişi onun içinde sürüklenmez.
Bu yüzden aynı olay iki farklı insanda iki farklı deneyime dönüşebilir. Fenomen aynıdır. Fakat bilincin konumu farklıdır. Ve insanın yaşadığı şey çoğu zaman fenomen değil, fenomenle kurduğu ilişki olur.
Mahmut Turut 2025