top of page

Stres, Sıkıntı ve Bilincin Ontolojik Konumu

Stres, Sıkıntı ve Bilincin Ontolojik Konumu
00:00 / 01:04

İnsanın yaşadığı stres ve sıkıntılar, çoğu zaman dış dünyanın nesnel koşullarına bağlansa da, özünde bilinç hâlinin niteliğinden kaynaklanır. Çünkü bilinç, kendisini ya çokluk alanına ya da birlik alanına yöneltir. Bu iki bilinç yönelimi, insanın deneyimini temelden belirleyen iki farklı ontolojik düzlemdir.

Çokluk bilinci, nesneleri, olayları ve duyguları birbirinden kopuk, ayrı ve bağımsız varlıklar olarak kavrayan bir bilinç hâlidir. Bu hâlde bilinç, sürekli olarak parçaları birbirine göre konumlandırmaya çalışır; karşılaştırır, yargılar, ayırır ve sınırlar. Bu ayrımların toplamı, “ben” ile “dünya” arasında keskin bir gerilim üretir. Bu gerilimden türeyen deneyim stres, sıkıntı, daralma ve huzursuzluktur. Çünkü parçalanmış bilinç türü, dünyayı sürekli tehdit, eksiklik veya çatışma potansiyeli taşıyan bir alan olarak algılar.

Buna karşılık birlik bilinci, fenomenlerin ardındaki ortak kaynağı, yani bütünsel bağlamı görmeye yönelen bilinç hâlidir. Burada bilinç, ayrımı değil ilişkisel bütünlüğü, kopukluğu değil içsel bağlantıyı, tehdit eden çokluğu değil anlamı ortaya çıkarır. Birlik bilincinde sıkıntı olarak deneyimlenen şeyler çözülmeye başlar; çünkü onları ortaya çıkaran ayrım temelli bakış zeminini kaybeder. Birlik bilinci, stresin dayandığı psikolojik ve bilişsel çatışma mekanizmalarını temelden geçersiz kılar.

Bu nedenle sorunların çözümü dışsal koşulların düzeltilmesinde değil, bilincin yönelişinin dönüşümündedir. Çokluğu esas alan bilinç stres üretirken, birliği esas alan bilinçte stresin ontolojik zemini ortadan kalkar. Bilinç yönünü değiştirdiğinde, deneyimin yapısı da değişir.

Sonuç olarak:

Stres ve sıkıntı, parçalı bilincin yan ürünleridir; birlik bilinci ise bu gerilimleri çözen asli imkândır.

İnsanın huzuru, bilincin iç yönelimiyle uyumlu ontolojik bir tercihtir.

Mahmut Turut 2025

bottom of page