BİLİNCİN KÖR NOKTASI: PARÇADA OLDUĞUNU BİLMEMEK

I. Parçada Olan Bilinç, Kendi Konumunu Göremez
Bilinç parçada ise, parçada olduğunu bile bilmez.
Bu cümle, bilincin en temel yanılgısını işaret eder. Çünkü bilincin parçada olması, yalnızca bir konum değişikliği değildir; aynı zamanda konum farkındalığının kaybıdır. Parçada olan bilinç, baktığı yeri mutlaklaştırır. Artık bakılan yer değil, bakışın kendisi gerçek sanılır.
Bu yüzden parçada olan bilinç, “ben buradayım” demez. Çünkü “burada olmak” ile “olmak” arasındaki fark silinmiştir. Parça, bütün zannedilmiştir. Bilinç, kendini konumlandırmaz; kendini merkez kabul eder.
Bu hâlde bilinç, parçada olduğunu bilmez; çünkü bilmek için bütünden bakmak gerekir. Konumu fark etmek, konumun dışına çıkmayı gerektirir. Parçada olan bilinç, bu çıkışı yapamaz.
II. Bilincin Kendini Bilmesi Neden İmkânsızlaşır?
Bilincin kendini bilmesi, bir nesneye bakmak gibi değildir. Bilinç kendine dışarıdan bakamaz. Kendini ancak konum farkındalığı yoluyla sezer. Parçada olan bilinçte ise bu sezgi kapalıdır.
Çünkü parça içinde olan bilinç, şunu zanneder:
“Ben olanım.”
Oysa olanla bakan arasındaki mesafe kaybolmuştur.
Bu durumda bilinç, kendisini bir bakış olarak değil, bir varlık olarak deneyimler. Rol ile özdeşleşir. Oynadığı oyunu gerçek sanır. İşte bu noktada bilinç, artık bilincin kendisi olmaktan çıkar; bir kimliğe, bir hikâyeye, bir zamana dönüşür.
Parçada olan bilinç, soramaz:
“Ben nereden bakıyorum?”
Çünkü bu soru, bütünden gelen bir sorudur.
III. Parçanın Bütün Sanılması ve Yanılsama
Parçada olan bilinç, parçayı bütün sanır. Bu yanılgı, tüm çatışmaların kaynağıdır. Çünkü parça sınırlıdır; bütün sınırsızdır. Sınırlı olan, sınırsız gibi davrandığında gerilim doğar.
Bu gerilim zihinsel değil, varoluşsaldır. Kişi sürekli bir uyumsuzluk hisseder. Olan ile olması gereken arasında fark görür. Bu fark, bilincin yüküdür.
Ama burada kritik bir nokta vardır:
Parçada olan bilinç, bu yükün nedenini de bilemez.
Yük vardır ama sebebi görünmez. Bu yüzden kişi, yükü dışarıda arar: olaylarda, insanlarda, koşullarda, geçmişte ya da gelecekte. Oysa yük, bilincin kendi konum yanılgısından doğmaktadır.
IV. Bilinç Parçada Olduğunu Neden Kabul Etmez?
Parçada olan bilinç, parçada olduğunu kabul edemez; çünkü kabul, bir farkındalık gerektirir. Farkındalık ise bütünden bakmayı.
Bu nedenle parçada olan bilinç, savunma üretir. Kendini haklı çıkarır. Sürekli açıklama yapar. Sürekli anlatır. Sürekli düzeltmeye çalışır. Çünkü içten içe bir uyumsuzluk sezilmektedir ama kaynağı görülmemektedir.
Bilinç burada kendini şöyle savunur:
“Ben doğru yerdeyim, dünya yanlış.”
“Ben haklıyım, olaylar hatalı.”
“Ben biliyorum, diğerleri bilmiyor.”
Bu savunmalar, bilincin parçada olduğunun en güçlü işaretleridir. Çünkü bütünden bakan bilinç, savunmaz; seyreder. Savunma, konum kaybının refleksidir.
V. Bilmek ile Fark Etmek Arasındaki Ontolojik Ayrım
Parçada olan bilinç, çok şey bilebilir. Bilgi artabilir, kavramlar çoğalabilir, analiz derinleşebilir. Ama farkındalık artmaz. Çünkü farkındalık, bilgiyle değil, konum değişimiyle ortaya çıkar.
Bilmek, içerik kazanmaktır.
Fark etmek, yerini görmektir.
Bu yüzden parçada olan bilinç, kendisi hakkında konuşabilir; ama kendini göremez. Kendini anlattıkça daha çok kaybolur. Çünkü anlatılan şey, bilinç değil; parçanın hikâyesidir.
VI. Bütüne Geçiş: Bilinç Yerini Hatırladığında
Bilinç parçada olduğunu bilmez; ama bütüne geçtiğinde, parçada olduğunu fark eder. Bu fark ediş, geçmişi suçlamaz. Kendini yargılamaz. Çünkü farkındalıkta yargı yoktur.
Bütüne geçiş bir başarı değildir. Bir kazanım değildir. Bir öğrenme süreci değildir. Bir hatırlayıştır.
Bilinç, yerini hatırladığında şunu görür:
“Ben parça değildim; parçada duruyordum.”
Bu cümleyle birlikte yük düşer. Çünkü artık parça, bütün olmak zorunda değildir. Bilinç, akışı taşımayı bırakır; akışı seyreder.
VII. Sonuç: Bilincin Körlüğü ve Açılması
Bilinç parçada ise, parçada olduğunu bile bilmez. Bu körlük bir hata değil, bir evredir. Ama bu evrede kalındığında stres, yük ve çatışma kaçınılmazdır.
Farkındalık geldiğinde ise bilinç, artık parçada değildir. Çünkü parçada olmanın farkına varmak, bütünden bakmaktır.
Ve bilinç bütünden baktığında, artık şunu bilir:
Bilincin asıl işi bilmek değil; yerinde olmaktır.
Mahmut Turut – 2025