top of page

Bilge Olmayan Hekim

Bilge olmayan hekim,

“yapılması gerekeni” bilir.

Kılavuzlara bakar, değerlere bakar, sonuçlara bakar.

Doğruyu tespit eder.

Ama bir şeyi kaçırır:

karşısındaki insanın bunu taşıyıp taşıyamayacağını.

Tıp, yapılması gerekenleri söyler.

Bilgelik ise, bunun ne zaman, nasıl ve hangi bilinç düzeyinde söyleneceğini görür.

Bu fark görülmediğinde, doğru bilgi bile yüke dönüşür.

Bilge olmayan hekim,

gerçeği aktarırken ağırlığını hesaba katmaz.

Sözü, karşısındakinin bilincine göre ayarlamaz.

Sonuçta hastaya bilgi verir

ama aynı anda korku yükler,

kaygı yükler,

çaresizlik yükler.

Oysa hasta,

sadece tedaviye değil,

taşıyabileceği bir anlama ihtiyaç duyar.

Bilge olmayan hekim,

“bunu yapmalısın” der.

Bilge hekim ise,

“şu an bunu duymaya hazır mısın” sorusunu sessizce sorar.

Biri doğrulukla konuşur,

diğeri insanla konuşur.

Bilge olmayan hekim için

hasta bir vakadır.

Bilge hekim için

hasta, yük altında kalabilecek bir bilinçtir.

Bu yüzden bilgelik,

bilgiyi azaltmak değildir.

Bilgelik, bilgiyi yerine koymaktır.

Her doğru, her anda söylenmez.

Her yapılması gereken,

her bilince aynı ağırlıkta düşmez.

Hekimlik,

sadece bedene müdahale etmek değildir.

Hekimlik,

bilginin insana zarar vermemesini sağlamaktır.

Bilge olmayan hekim,

doğruyu söyler ama kırar.

Bilge hekim,

doğruyu taşınabilir kılar.

Bu fark görülmediği sürece

tıp ilerler

ama insan yorulur.

Mahmut Turut-2026

bottom of page