top of page

Bilgelik, Bakılan Şeyi Değil, Bakan Bilincin Yerini Fark Etmektir

Bilgelik, nesnede değildir.

Görüntüde, olayda, sözde ya da bilgide bulunmaz.

Bilgelik, bakan bilincin nerede durduğunu fark etmektir.

İnsan çoğu zaman baktığını zanneder;

oysa bakışını değil, bakılan şeyi değiştirir.

Olan değişsin ister, görüntü düzelsin ister, sonuç farklı olsun ister.

Ama bilgelik, bakılanın değil,

bakanın konumunun belirleyici olduğunu görmektir.

Aynı şeye bakan iki insan vardır.

Biri yük görür,

diğeri oluş görür.

Biri sorun görür,

diğeri süreç görür.

Şey aynıdır;

farklı olan, bilincin dayandığı yerdir.

Bilincin parçada durduğu yerde,

bakış yargı üretir.

Doğru–yanlış başlar.

Olması gereken ile olan çatışır.

Zaman ağırlaşır.

Hayat taşınır.

Bilincin yerinde olduğu yerde ise,

bakış seyre dönüşür.

Yargı düşer.

Olması gereken iddiası çözülür.

Olan, olduğu gibi görünür.

Zaman akmaz;

zaman seyredilir.

Bilgelik, bu farkı içeride görmektir.

“Ben neye bakıyorum?” sorusu değil,

“Ben nereden bakıyorum?” sorusudur bilgelik.

Bu yüzden bilgelik,

bilgiyi çoğaltmak değildir.

Bilgelik, bakışın ağırlığını fark etmektir.

Bilgelik, bilincin yük bindirdiği yeri görüp

oradan çekilmesidir.

Bilge kişi,

daha iyi görmeye çalışmaz.

Daha doğru bakmaya çalışmaz.

Sadece bakışın özdeşleştiği yeri fark eder.

O fark edişte,

nesne değişmez.

Olay değişmez.

İnsan değişmez.

Ama yaşanan anlam değişir.

Bilgelik,

bakılan şeyi düzeltmek değil,

bakan bilinci yerli yerine koymaktır.

Ve bilinç yerine geldiğinde,

hayat açıklık kazanır.

Yük düşer.

Seyir başlar.

Mahmut Turut-2026

bottom of page