top of page

Bilinç Aradan (Zamandan) Çekilince Yerine Gelir

Bilinç, özünde zamana ait değildir.

Zaman, olanın açılımıdır; bilinç ise bu açılımın şahididir.

Ne var ki bilinç, zamandaki oluşlarla özdeşleştiğinde

kendi yerini unutur ve araya girer.

Bu araya giriş şudur:

Bilinç, olanı seyretmek yerine

olanı taşımaya başlar.

Geçmişi hatıra olarak,

geleceği beklenti olarak,

şimdiyi ise kontrol edilmesi gereken bir an olarak yaşar.

İşte bu noktada bilinç, zamana düşer.

Zamana düşen bilinç:

•ardışıklıkta yaşar

•neden–sonuç taşır

•anlam yükler

•yüklenir

Hayat, doğrudanlık olmaktan çıkar;

anlatıya, hesaba ve müdahaleye dönüşür.

Oysa bilinç, zamandan çekildiğinde

yani geçmiş–gelecek taşımasını bıraktığında

hiçbir şey yok olmaz.

Zihin çalışmaya devam eder.

Olan akmaya devam eder.

Fenomenler belirir.

Ama bilinç artık araya girmez.

Bu geri çekilme bir eylem değildir.

Bir çaba değildir.

Bir yöntem değildir.

Bu, sadece şudur:

Bilincin, olanla özdeşleşmeyi bırakması.

İşte bu anda bilinç:

•bir yere gitmez

•bir hâl kazanmaz

•yeni bir deneyim yaşamaz

Sadece yerine gelir.

Yerine gelen bilinç:

•olanı taşımadan seyreder

•zamanı yaşamaz, zamandaki akışı görür

•merkez olmaz, merkezliği bırakır

Burada:

•yük yoktur

•mücadele yoktur

•aracı yoktur

Seyir vardır.

Bu yüzden doğru ifade şudur:

Bilinç zamandan çekilince yok olmaz;

ilk kez yerinde olur.

Ve en net cümle:

Bilincin yerine gelmesi,

zamandan çıkması değil;

zamana düşmeyi bırakmasıdır.

Mahmut Turut-2026

bottom of page