Bilinç Olanı ve Oluşanı Görür

Hayatın içinde sürekli olaylar ortaya çıkar. Bir söz söylenir, bir durum yaşanır, bir süreç başlar. Bazı şeyler o anda gerçekleşir; bunlar olandır. Bazı şeyler ise henüz tamamlanmamıştır ama gelişmektedir; bunlar oluşmakta olandır. Hayat hem olanlardan hem de oluşan süreçlerden meydana gelir ve bunların hepsi görülebilir durumdadır.
Fakat insan çoğu zaman yalnızca olanı ve oluşanı yaşamaz. Zihin devreye girer ve henüz gerçekleşmemiş olan hakkında senaryolar üretir. “Böyle olacak”, “kötüye gidecek”, “olmamalı” gibi düşünceler ortaya çıkar. Bu noktada kişi artık sadece gerçeği yaşamaz; zihnin kurduğu ihtimalleri de yaşamaya başlar. Oluşmakta olan ile zihnin kurguladığı şey birbirine karışır. İşte yük burada doğar. Çünkü kişi olanı değil, kurulanı taşımaktadır.
Bilinç yerinde olduğunda ise bu karışım çözülür. Kişi olanı, oluşanı ve zihnin kurduğunu ayırt eder. Bir sözün söylendiğini görür, sürecin nasıl geliştiğini fark eder ve zihnin ürettiği düşünceleri de sadece düşünce olarak tanır. Bu ayrım oluştuğunda her şey yerli yerine oturur. Olan olduğu gibi kalır, oluşan süreç olarak görülür, zihnin kurduğu ise sadece gelip geçen bir düşünce haline gelir.
Sonuç olarak, olan vardır, oluşan vardır ve bir de zihnin kurduğu vardır. Bilinç olanı ve oluşanı görür; zihin ise olmayanı kurar. Görülen akar, kurulan ise yük olur.
Mahmut Turut 2026