Bilinç Yerinde Değilken

Bilinç yerinde değilse
olanı göremez.
Çünkü görme,
olanın üzerine yük bindirilmeden mümkün olur.
Yük varsa,
olan geri çekilir.
Bilinç yerinde olmadığında
zihin merkez olur.
Zihin, olanın yerine
kendi ürettiklerini koyar:
yargılar, anlamlar, değerler, hikâyeler…
Bu durumda insan,
olanla yaşamaz;
olan hakkında yaşar.
Görülen şey gerçek olan değildir,
zihnin kendi kurgusudur.
Bu yüzden bilinç yerinde değilken
insan kendi çalar, kendi oynar.
Kendi kurduğu anlamları gerçek sanır,
kendi yargılarına tepki verir,
kendi hikâyesinin içinde yaşar.
Dışarıda olan vardır,
ama bilinç ona temas etmez.
Temas olmadığı için
yaşam doğrudan yaşanmaz;
taşınır.
Ne zaman ki bilinç yerine gelir,
zihin merkez olmaktan düşer.
Yük çözülür.
Olan, olduğu gibi görünür.
Bu noktada
kendi kendine oynama biter.
Çünkü artık oynanan bir hikâye yoktur.
Sadece olan vardır
ve bilinç onunla doğrudan yaşar.
Bilinç yerinde değilken
insan kendi çalıp kendi oynar.
Bilinç yerinde olduğunda ise
olan kendini gösterir
ve seyir başlar.
Mahmut Turut-2026