Bilincin Ağırlık Merkezi

İnsan hayatı fenomenlerle doludur. Bir söz duyulur, bir düşünce belirir, bir duygu yükselir, bedende bir his oluşur. Bunların hepsi akışın içinde ortaya çıkan fenomenlerdir. Fenomen akışa aittir ve kendi başına nötrdür. Fakat insan söz konusu olduğunda fenomen yalnızca ortaya çıkıp geçmez. Çünkü insanda bilinç vardır ve bilinç fenomenle mutlaka bir ilişki kurar.
Bilinç fenomenle iki farklı şekilde ilişki kurabilir. Bilinç zamanda konumlanmışsa fenomenle özdeşleşme meydana gelir. Düşünce “benim düşüncem”, duygu “benim duygum” haline gelir. Bir olay yalnızca bir olay olmaktan çıkar ve benliğin parçası gibi hissedilir. Bu durumda fenomen yalnızca görülmez; yaşanır ve taşınır. Geçmiş hatırlanır, gelecek düşünülür, zihin sürekli yorum üretir. Böylece fenomen zamanın içinde yük haline gelir.
Bilinç zamansızlıkta konumlandığında ise fenomenle ilişki değişir. Düşünce yine gelir, duygu yine ortaya çıkar, beden yine tepki verebilir; fakat bilinç fenomenle özdeşleşmez. Fenomen yalnızca fark edilir. “Şu anda öfke var”, “şu anda bir düşünce ortaya çıktı” diyebilmek bu farkındalığın ifadesidir. Bu durumda fenomen taşınmaz; görülür ve akışın içinde çözülür. İşte bu durum seyir halidir.
İnsan hayatında çoğu zaman bu iki durum sabit değildir. Günlük yaşamın içinde insan bazen fenomenle özdeşleşir, bazen de onu fark eder. Bir tartışmada kişi önce öfkeye kapılabilir, sonra bir anda “şu anda öfkeliyim” diye fark edebilir. Ya da başlangıçta sakin olan bir kişi düşünceler büyüdükçe yeniden özdeşleşebilir. Bu nedenle insan deneyimi çoğu zaman zaman ile zamansızlık arasında gidip gelen bir hareket içerir.
Fakat insanın yaşamını belirleyen yalnızca bu anlık geçişler değildir. Asıl belirleyici olan şey bilincin ağırlık merkezidir. Eğer bilincin ağırlık merkezi zamanda ise kişi çoğu durumda fenomenle özdeşleşmeye eğilimlidir. Hayatın büyük bölümü yük üretimiyle geçer ve farkındalık anları kısa süreli olur. Buna karşılık bilincin ağırlık merkezi zamansızlığa yaklaştığında fenomen yine ortaya çıkar fakat özdeşleşme zayıflar. Kişi daha sık fark eder, daha az taşır ve fenomenleri daha kolay görür.
Bu nedenle insanın dönüşümü çoğu zaman tek bir anda gerçekleşen bir değişim değildir. Dönüşüm, bilincin ağırlık merkezinin yavaş yavaş zamandan zamansızlığa doğru kaymasıdır. Fenomenler değişmez; düşünceler, duygular ve olaylar yine ortaya çıkar. Fakat bilinç onlarla kurduğu ilişkiyi değiştirir.
Sonunda insan şu gerçeği fark etmeye başlar: hayatın içindeki fenomenler aynı kalır, fakat onları yaşayan bilinç farklı konumlarda bulunabilir. Zamanın merkezinde fenomen yük olur; zamansızlığın merkezinde fenomen görünür. Ve insanın özgürlüğü çoğu zaman bilincin ağırlık merkezinin nereye yerleştiğiyle belirlenir.
Mahmut Turut 2026