top of page

Bilincin İki Konumundan Doğan Yazılar

Bilincin İki Konumundan Doğan Yazılar
00:00 / 01:04

İnsan yalnızca hayatı yaşamaz; aynı zamanda yaşadıklarını ifade eder, düşünür ve yazar. Fakat ortaya çıkan düşünceler ve yazılar her zaman aynı bilinç konumundan doğmaz. Çünkü insanın bilinci bazen zamana yönelmiş zihinsel konumda, bazen de yerinde, tanıklık konumunda bulunabilir.


Bilinç zamana yöneldiğinde zihin devreye girer. Bu konumda yaşanan fenomenler yorumlanır, değerlendirilir ve anlamlandırılır. Geçmiş deneyimler, öğrenilmiş değerler ve beklentiler düşünceyi şekillendirir. Zihin yaşananları bir hikâye haline getirir ve “olması gereken” üzerinden yorumlar üretir. Bu durumda ortaya çıkan düşünceler ve yazılar çoğu zaman zihnin yorumlarından doğar.


Fakat bazen bilinç zihnin yorumlarının dışında kalabilir. Zihin sakinleştiğinde ve yorum üretmediğinde bilinç yalnızca olanı görür. Bu durumda fenomenler olduğu gibi fark edilir. Bilinç yaşananlara tanıklık eder ve yorum eklemeden görür. İşte bu konumda ortaya çıkan ifadeler ve yazılar bilincin tanıklığından doğar.


Bu yüzden insan bazen şunu fark edebilir: Bazı düşünceler ve yazılar zihnin yorumlarının ürünü, bazıları ise bilincin tanıklığının ifadesidir. Zihinsel konumda ortaya çıkan yazılar çoğu zaman değerlendirme, yorum ve karşılaştırma içerir. Tanıklık konumunda ortaya çıkan yazılar ise daha çok olanı olduğu gibi ifade eden bir farkındalık taşır. Bu nedenle insanın yazdıkları bile çoğu zaman bilincin bulunduğu konumu yansıtır. 


Kısaca şöyle denebilir:

Zihnin yazıları yorumdan doğar. Bilincin yazıları tanıklıktan doğar. İnsan bazen zihnin söylediklerini yazar, bazen de bilincin gördüğünü ifade eder. Bu iki ifade biçimi arasındaki fark aslında bilincin bulunduğu konumun farkıdır.


Mahmut Turut  2026

bottom of page