top of page

Bilincin Konumu: Tanıklık ve Değer

Bilincin Konumu: Tanıklık ve Değer
00:00 / 01:04

İnsan hayatında yaşanan her şey aynı gerçekliğin içinde ortaya çıkar. Olaylar olur, durumlar değişir, sözler söylenir, duygular belirir ve kaybolur. Fakat insanın yaşadığı şey yalnızca bu olaylar değildir. Yaşananların nasıl göründüğü büyük ölçüde bilincin konumuna bağlıdır. Bilinç hangi konumda bulunuyorsa, gerçeklik o konumdan görülür.


Bilincin iki temel yönelimi vardır: Tanıklık ve değer.


Bilinç tanıklık konumunda olduğunda yaşananlar yalnızca fenomen olarak görülür. Bir söz söylenir, bir durum ortaya çıkar, bir duygu belirir ve bilinç bunları olduğu gibi görür. Bu konumda bilinç fenomenle özdeşleşmez; yaşananları taşımaya çalışmaz. Olan olur ve bilinç onu seyreder. Bu yüzden tanıklık konumunda yük ortaya çıkmaz. Çünkü yaşanan olay bir kişisel hikâyeye dönüşmez; varoluşun akışı içinde görülen bir fenomen olarak kalır. Tanıklık konumu aynı zamanda oluş düzeni ile ilişkilidir. Bu düzende yaşananlar başlangıç ve bitiş üzerinden değil, akışın sürekliliği içinde görülür. Olan şey “benim başıma gelen bir olay” değil, varoluşun kendini açmasıdır. Bilinç burada parçaya değil bütüne yönelmiştir. Bu yüzden bu konumda seyir vardır, taşıma yoktur.


Buna karşılık bilinç değer konumunda olduğunda yaşananlar değerlendirilir. Zihin insanların nasıl davranması gerektiğine, olayların nasıl olması gerektiğine dair çeşitli ölçüler üretir. Doğru–yanlış, iyi–kötü, yapılmalı–yapılmamalı gibi ayrımlar ortaya çıkar. Bu ölçüler insan hayatını düzenleyen etik düzeni oluşturur. Değer konumunda bilinç yaşananları bu ölçüler üzerinden yorumlar. Bir olay gerçekleştiğinde zihin onu “olması gereken” ile karşılaştırır. Eğer yaşanan durum bu ölçülerle uyuşmazsa olan ile olması gereken arasında bir fark ortaya çıkar. Bu fark bir çatışma doğurur ve çoğu zaman insanın içinde yük oluşmasına neden olur.


Bu nedenle insanın yaşadığı birçok psikolojik durum aslında olayların kendisinden değil, bilincin bulunduğu konumdan kaynaklanır. Aynı olay bir konumda yalnızca görülen bir fenomen olabilirken, başka bir konumda ağır bir yük haline gelebilir.


Bu yüzden mesele yaşanan olayların kendisi değildir; mesele bilincin nerede durduğudur. Bilinç tanıklıkta  olduğunda fenomen görülür ve seyir ortaya çıkar. Bilinç değerde olduğunda olay yorumlanır ve yük oluşabilir.

Bu nedenle denebilir ki insan hayatında yaşanan birçok şey aslında iki farklı konumdan görülür:

  • Tanıklıkta fenomen vardır.

  • Değerde yorum vardır.

Bilincin konumu değiştiğinde görülen gerçeklik de değişir. Aynı sokak, aynı söz, aynı karşılaşma… Değişen şey olaylar değil, bilincin onları hangi yerden gördüğüdür.


Mahmut Turut 2026

bottom of page