top of page

Bilincin Yeri ve Metafiziğin Temeli

Bilinç yerinde ise yük kaldırır ve seyreder.

Bilinç yerinde değilse yük oluşturur.

Metafiziğin temeli budur.

Bu ilke, metafiziği soyut kavramlar alanından çıkarıp doğrudan yaşama bağlar. Çünkü burada tartışılan şey “ne doğrudur?” değil, bilinç nerede durmaktadır? sorusudur. Yük, dış koşullardan ya da olaylardan doğmaz; bilincin kendi yerinden kopup fenomenin içine girmesinden doğar.

Bilinç yerinde olduğunda, zamana girmez; zaman ona açılır. Olan biteni durdurmaz, değiştirmeye çalışmaz, sahiplenmez. Fenomenler akarken bilinç onları taşımadan seyreder. Seyir, edilgenlik değildir; yükten arınmış bir açıklıktır. Burada bilinç, parça ile özdeşleşmez; parçayı bütünün zamandaki görünümü olarak görür.

Bilinç yerinde değilse, fenomenle birleşir. Zaman ardışık hâle gelir, geçmiş pişmanlık, gelecek kaygı üretir. Olan, artık sadece olan değildir; “bana olan” olur. Bu sahiplenme yükü doğurur. Bilinç bu durumda seyredemez, çünkü seyredebilecek bir mesafe kalmamıştır. Mesafenin yokluğu, yükün kendisidir.

Yük, bir sorun değildir; bir göstergedir. Bilincin yerinden kaydığını haber verir. Bu nedenle metafizik, yükten kaçma öğretisi değildir. Yükle savaşmaz, onu analiz etmez; sadece bilincin yerine dönmesini işaret eder. Yerine gelen bilinç için yük, kendiliğinden çözülür.

Metafizik burada açıklama üretmez.

Bir teknik sunmaz.

Bir yöntem öğretmez.

Sadece şunu açığa çıkarır:

Bilincin yerini.

Bilinç yerinde ise:

– Bilgi yük olmaz

– Zaman baskı kurmaz

– Eylem amaçtan değil uyumdan doğar

Bilinç yerinde değilse:

– En doğru bilgi bile yük olur

– En iyi niyet bile gerilim üretir

Sonuç olarak metafizik, varlıkla ilgili bir teori değil; bilinçle ilgili bir konum bilgisidir.

Ve bu konum nettir:

Bilinç yerinde ise seyir vardır.

Yerinde değilse yük vardır.

Bu ayrım görüldüğünde, metafizik tamamlanır.

Mahmut Turut – 2026

bottom of page