top of page

Dış Dünyayı ve İç Dünyayı Bilmenin Başlangıcı

Dış Dünyayı ve İç Dünyayı Bilmenin Başlangıcı
00:00 / 01:04

İnsan hem dış dünyayı hem de iç dünyayı bilebilir. Fakat bu iki bilme türü aynı şekilde başlamaz. Dış dünyadaki şeylerin bilinmesi, beş duyunun getirdiği görünüşün fark edilmesiyle başlar. Göz bir biçim görür, kulak bir ses duyar, deri bir teması hisseder. Yani dış dünyadan gelen bir görünüş önce duyulara ulaşır. Daha sonra bilinç bu görünüşü fark eder. İşte dış dünyayı bilme süreci burada başlar.

İç dünyadaki şeylerin bilinmesi ise farklıdır. Burada önce dışarıdan gelen bir form olması gerekmez. İçeride bir hal yaşanır. Bir sıkışma, bir korku, bir sevinç, bir ağırlık ya da bir huzur ortaya çıkar. Daha sonra bilinç bu yaşanan hali fark eder. Böylece iç dünyayı bilme süreci başlar. Yani iç dünyada önce yaşantı vardır, sonra bu yaşantının fark edilmesi gelir.

Bu yüzden dış dünyayı bilmek ile iç dünyayı bilmek arasında önemli bir fark vardır. Dışta bilme, duyunun getirdiği görünüşün fark edilmesiyle başlar. İçte bilme ise yaşanan halin fark edilmesiyle başlar. Ama her iki durumda da ortak nokta şudur: Bilme, fark etmeyle başlar. İnsan bir şeyi ancak fark ettiğinde onu bilme yoluna girmiş olur.

Kısacası dış dünyada bilme, görünüşün fark edilmesiyle; iç dünyada bilme, yaşantının fark edilmesiyle başlar. Bu ayrım görüldüğünde, insanın hem dışarıyı hem de içini nasıl bildiği daha açık hale gelir.

Mahmut Turut

bottom of page