Değerler ve Yük

İnsanlar çoğu zaman birbirlerini çeşitli değerlerle tanımlar. Birine “iyi insan”, “çok iyi insan” ya da “kötü insan” denebilir. Bu tür ifadeler ilk bakışta yalnızca bir değerlendirme gibi görünür. Fakat aslında bunların hepsi birer değerdir ve zihin bu değerler üzerinden anlam üretmeye başlar.
Bir insana “çok iyi bir insansın” denildiğinde de, “çok kötü bir insansın” denildiğinde de zihin bu ifadeleri bir kimliğe dönüştürebilir. Bu durumda kişi bu değerleri korumaya ya da onlardan kurtulmaya çalışır. Böylece zihnin ürettiği ölçüler devreye girer ve “olması gereken” düşüncesi ortaya çıkar.
Bu süreç başladığında değerler yük üretme potansiyeline sahip olur. İnsan artık yalnızca olanı yaşamaz; kendisine yüklenen anlamları ve kimlikleri yaşamaya başlar.
Oysa bu değerleri yaşamak yerine onları fenomen olarak görmek mümkündür. İnsan kendisine yöneltilen övgüyü ya da eleştiriyi yalnızca bir fenomen olarak gördüğünde zihin merkez olma gücünü kaybetmeye başlar. Bu durumda kişi değerlerin içinde kaybolmaz.
Bu nedenle insanın önünde iki farklı yol bulunur. Ya zihnin ürettiği yükleri yaşayacaktır ya da olanı, yani fenomeni görecektir.
Bu yüzden denebilir ki:
Yükü yaşayacaksın ya da olanı yaşayacaksın.
Değerleri yaşamak yük üretir; fenomeni görmek ise bilincin yerine yönelmesidir.
Mahmut Turut 2026