top of page

Değersizliğin Konumu: Yükten Seyre

Değersizliğin Konumu: Yükten Seyre
00:00 / 01:04

Değersizlik hissi, bilincin zamanda konumlandığında ortaya çıkan bir iç fenomendir. Bu hâlde hissedilen yalnızca bir duygu değildir; taşınan, ağırlık yapan ve yaşantının merkezine yerleşen bir yüktür. Kişi bunu çoğu zaman bir gerçeklik gibi yaşar; oysa bu, bilincin durduğu yerle ilgilidir.

Zamanda duran bilinç, olanı olduğu gibi göremez. Olanı yorumlar, karşılaştırır, ölçer ve kendine bağlar. Değer de bu noktada ortaya çıkar. Çünkü değer, şeyin kendisinden değil; bilinçle kurulan ilişkiden doğar. Kişi kendini başkalarıyla kıyasladığında, bir ölçüye soktuğunda ya da bir yere ait kılmaya çalıştığında artık akışta değildir. Bir merkez kurar.

Bu merkezde “ben” vardır. Ve bu ben, eksiklik duygusuyla beslenir: “Yeterince iyi değilim”, “Görülmüyorum”, “Onaylanmıyorum”, “Sevilmiyorum.” Değersizlik hissi tam da bu noktada oluşur. Çünkü bilinç kendini bir sonuca, bir yargıya, bir etikete bağlamıştır.

Bu etiket taşınır. Taşındıkça ağırlaşır, ağırlaştıkça yaşantının her alanına yayılır. Kişi konuşurken bu yük konuşur, yürürken bu yük yürür. Başarıda da başarısızlıkta da aynı ağırlık hissedilir. Çünkü mesele yapılan şey değildir; mesele bilincin durduğu yerdir.

Zamanda duran bilinç değeri arar. Bir bakışta, bir sonuçta, bir karşılıkta kendini tamamlamak ister. Fakat hiçbir karşılık bu açığı kapatamaz. Çünkü taşınan yük dışarıdan değil, içeriden doğmaktadır. Bu yüzden değersizlik hissi sürer; biçim değiştirir ama kaybolmaz.

Bu yük çoğu zaman fark edilmez. Çünkü zamanda yaşanan yük görülmez, yaşanır. Görülmediği için de gerçek sanılır. Oysa değersizlik, kişinin özüyle ilgili bir bilgi değildir. Bu bir hakikat değil, bir konumdur; bilincin zamandaki konumudur.

Bilinç yerini değiştirdiğinde, değersizlik yok olmaz; çözülür. Çünkü artık taşınmaz. Seyredilir. Ve seyredilen şey, yük olmaktan çıkar.

Mahmut Turut – 2 Şubat 2026

bottom of page