Doğaya zarar veren insanın
bilincinin yeridir. Eli değil.

Bu cümle, eylemin mekânını bedenden alıp bilince yerleştirir.
Burada el yalnızca bir araçtır; belirleyici olan, elin hangi bilinç konumundan hareket ettiğidir.
Doğaya zarar, fiziksel bir temasın sonucu gibi görünse de metafizik düzlemde bu, bilincin parçada konumlanmasının dışavurumudur. Parçadan bakan bilinç, kendini bütünden kopuk algılar; doğayı “öteki”, “kullanılacak”, “dönüştürülecek” bir nesne olarak görür. Bu bakışta el, artık seyir aracı değil, müdahale aracı olur.
Bütünsel bilinçte ise doğa karşıda duran bir şey değildir. İnsan kendini doğanın dışında değil, akışın içinde konumlandırır. Bu durumda el yine hareket eder; fakat bu hareket zarar üretmez. Çünkü hareket, sahip olma ya da kontrol etme dürtüsünden değil, uyumdan doğar.
Bu nedenle:
•Zarar, kas gücünden değil bilinç ayrımından doğar.
•Tahribat, teknolojiden değil parçalı bakıştan kaynaklanır.
•Sorumluluk, eylemde değil bakışın yerindedir.
Özetle:
Doğa ile çatışan insan, doğayla değil; kendi bilincinin konumuyla çatışıyordur.
El yalnızca olanı görünür kılar.
Asıl mesele, elin nereden baktığıdır.
Mahmut Turut, 2025