Farkındalık, Görünüm ve Bakışın Yeri

Farkındalık, bilincin nerede bulunduğu ile ilgilidir.
Olan ise bütünün zamandaki görünümüdür.
Sorunun düğüm noktası şudur:
Bilinç, görünenlere nasıl bakıyor?
Bilinç, eğer yerinde duruyorsa, görüneni bütünün zamandaki görüntüsü olarak görür. Bu bakışta fenomenler ayrı ayrı varlıklar gibi durmaz. Ağaç, ses, düşünce, beden, olay; her biri bütünden kopuk birer şey değildir. Hepsi, aynı bütünün zamana açılan farklı yüzleridir. Bilinç burada ayrıştırmaz, karşılaştırmaz, sahiplenmez. Olan, olduğu gibi görünür. Bu, bütünden bir bakıştır. Seyir bu bakışta mümkündür.
Bilinç, eğer fenomenler arasındaysa, görünenleri ayrı ayrı varlıklar olarak algılar. Görünüm, bütünle ilişkisi kopmuş gibi deneyimlenir. Her fenomen kendi başına bir gerçeklik hâline gelir. Bu durumda bilinç, olanın içine girer. Ayrım başlar, anlam yüklenir, yargı oluşur. Zaman ardışık yaşanır. Olan, bütüne ait bir görünüm olmaktan çıkar; taşınması gereken bir yük hâline gelir. Bu bakış parçada gerçekleşir.
Dolayısıyla mesele, görünenin değişmesi değildir. Görünen her iki durumda da aynıdır. Değişen, bilincin bakış yeridir. Bilinç yerindeyse, görünüm bütüne ait bir açılımdır. Bilinç parçada ise, görünüm ayrı bir varlık gibi yaşanır.
Farkındalık tam da bu ayrımı görmektir.
“Ben şu anda görüneni nereden görüyorum?”
Bütünden bakıldığında, olan seyirdir.
Parçadan bakıldığında, olan yüktür.
Olan her zaman bütüne aittir.
Farklı olan, bilincin o olana nereden baktığıdır.
Mahmut Turut
2026