top of page

Farkındalık, Görünmez Olanı Görünür Kılar

Görünmez olan, yok olan değildir. Görünmez olan, bilincin dışında kalan ya da bilincin özdeşleşme nedeniyle ayırt edemediği alandır. İnsan çoğu zaman görmediğini değil, görünmez hâle gelmiş olanıyaşar. İşte farkındalık, tam bu noktada devreye girer: Varlığa yeni bir şey eklemez; yalnızca zaten orada olanı görünür kılar.

Parçalı bilinçte görünmezlik hâkimdir. Çünkü bilinç, baktığı şeyle özdeşleşmiştir. Duygu duygunun içindedir, düşünce düşüncenin içindedir, yük yükün içindedir. Bu durumda bilinç için ortada görülecek bir şey yoktur; sadece yaşanan vardır. Yaşanan, doğal kabul edilir. “Hayat böyle”, “ben buyum”, “bu kaçınılmaz” gibi ifadeler, görünmezliğin dilidir. Görünmez olan sorgulanmaz; sorgulanmayan şey de fark edilmez.

Farkındalık, bu özdeşleşmenin kırıldığı andır. Bilinç, bir anlığına bile olsa yaşadığının içine düşmekten vazgeçer ve yaşananı görmeye başlar. Bu bir bilgi üretimi değildir; bir konum değişikliğidir. Aynı duygu, aynı düşünce, aynı olay artık içeriden değil, dışarıdan görülür. Bu anda görünmez olan görünür olur. Çünkü artık bilinç, onunla bir değildir.

Yük bu duruma iyi bir örnektir. Yük yaşanırken fark edilmez; sadece taşınır. Taşıyan bilinç, yükü “ben” sanır. Ancak farkındalık ortaya çıktığında yük görünür hâle gelir. Görünür hâle gelen yük, artık mutlak değildir. Ağırlığı hâlâ hissedilebilir; fakat kader olmaktan çıkar. Görülen şey taşınmaz, seyredilir. Bu yüzden farkındalık, yükü ortadan kaldırmak zorunda değildir; ama onun hükmünü çözer.

Farkındalık yalnızca yükleri değil, düşünce kalıplarını, kimlikleri, inançları ve alışkanlıkları da görünür kılar. İnsan çoğu zaman düşüncelerine sahip olduğunu sanır; oysa düşüncelerinin içinde yaşar. Farkındalık, “düşünüyorum”dan “bir düşünce var”a geçiştir. Bu geçiş, düşünceyi zayıflatmaz; fakat onunla özdeşleşmeyi çözer. Aynı şey duygular için de geçerlidir. Farkındalık, duyguyu yok etmez; duygunun bilinç üzerindeki mutlaklığını kaldırır.

Metafizik düzeyde farkındalık, bilincin kendi yerini görmesidir. Görülen şey sadece fenomenler değildir; bilincin bakış açısıdır. Bu yüzden farkındalık, dış dünyayı değiştirme çabası değildir. Daha çok, bilincin kendi durduğu yeri açığa çıkarmasıdır. Görünmez olan, bu yerin fark edilmemesidir.

Sonuç olarak farkındalık, karanlığa ışık tutmak gibi bir eylem değildir; perdeyi kaldırmak gibidir. Işık zaten vardır, hakikat zaten oradadır. Görünmezlik, bilincin özdeşleşmesinden doğar. Farkındalık bu özdeşleşmeyi çözdüğünde, görünmez olan kendiliğinden görünür olur. Bu nedenle denebilir ki:

Farkındalık yeni bir şey yaratmaz.

Farkındalık, olanı olduğu hâliyle açığa çıkarır.

Ve bu açığa çıkışta, görünmez olan artık hükmünü kaybeder.

Mahmut Turut – 2026

bottom of page