Görülmeyen Yük Olur

İnsan hayatın içinde sürekli bir şeyler yaşar. Bir söz duyulur, bir olay olur, bir duygu ortaya çıkar. Beden yaşar, zihin üretir ve hayat akar. Bu akışın içinde her şey doğaldır.
Fakat insanı zorlayan şey yaşananların kendisi değildir. İnsanı zorlayan şey, yaşananların görülmemesidir.
Bir olay olur ve zihin hemen bir anlam üretir. “Böyle olmamalıydı”, “bu bana yapılmamalıydı”, “ben bunu hak etmedim” gibi düşünceler ortaya çıkar. Bununla birlikte öfke, kırgınlık ve endişe gibi duygular belirir. Eğer bu süreç görülmezse kişi yaşadığı şeyle birleşir. Artık sadece bir olay yaşanmıyordur, o olayın anlamı da yaşanmaya başlanır. Bu birleşme özdeşleşmedir ve özdeşleşme ile birlikte yük oluşur.
Bilinç yerinde olduğunda ise süreç farklıdır. Kişi bir olayın olduğunu, zihnin bir yorum ürettiğini ve bir duygunun ortaya çıktığını görür. Bu görme ile birlikte bir mesafe oluşur. Olay, yorum ve duygu birbirinden ayrılır. Bu ayrım olduğunda hiçbir şey üst üste binmez ve ağırlaşmaz. Duygu gelir ve geçer, düşünce oluşur ve çözülür, olay yaşanır ve tamamlanır. Yük oluşmaz.
Bu nedenle temel fark görmededir. Görme varsa ayrım vardır, özdeşleşme olmaz ve yük oluşmaz. Görme yoksa birleşme vardır, özdeşleşme olur ve yük oluşur.
İnsan çoğu zaman yükü olaylara bağlar. Üzgünlüğünü ya da öfkesini dışarıdaki duruma yükler. Oysa gerçek daha derindedir. Yükü oluşturan şey yaşanan değil, yaşananın görülmemesidir.
Sonuç olarak hayatın içinde duygular, düşünceler ve olaylar ortaya çıkar. Bunların hiçbiri tek başına yük değildir. Yük, onların fark edilmeden sahiplenilmesidir. Bu yüzden görülmeyen yük olur, görülen şey akar. İnsan görmeye başladığında hayat değişmez ama taşıdığı yük çözülür.
Mahmut Turut 2025