top of page

Geç Fark Edilen Bir Gerçek

Dinle

Hayatım boyunca bazı farkındalıklarım oldu. Fakat bu farkındalıkların bedelini ağır ödeyerek öğrendim. Bu nedenle yakın çevremdeki insanların da bundan yararlanmasını istedim. Uzun süre bunun anlatmakla mümkün olacağını düşündüm. İnsanlara anlatırsam onların da göreceğini sandım. Fakat ne kadar anlatsam da beklediğim sonucu alamadım. Hatta çoğu zaman kendimi daha kötü hissettim. Zihnim sürekli bununla meşgul oldu.

Hep iyi olmak istedim. Herkesin iyi olmasını istedim. Sadece kendim için değil, çevremdeki insanlar için de daha iyi bir hayat hayal ettim. Fakat insanlar istediğim gibi olmadığında huzursuz oldum. Onların değişmesini bekledim, onların farklı davranmasını istedim. Sonradan fark ettim ki bu da aslında zihnin ürettiği bir “olması gereken” hâliydi. Böylece farkında olmadan hep zamanda yaşadım.

Zamanla şunu anladım: Her insan kendi bilincini ancak kendisi fark edebilir. Bir insanın farkındalığını başka birine anlatmak mümkün değildir. Bu, kişiye ait bir keşiftir. İnsan kendi içinde bu soruyu sormadıkça ve kendi bilincinin konumunu fark etmedikçe, dışarıdan verilen hiçbir söz gerçek anlamda bir dönüşüm yaratmaz.

Bunu geç de olsa idrak edebildim. Artık insanlara bir şey anlatmaya çalışmıyorum. Konuşmalar sırasında sorarlarsa cevap veriyorum. Fakat daha çok düşündüklerimi yazıya dökerek paylaşmayı tercih ediyorum.

Geçmişe baktığımda kendime karşı sürekli başarılı olmak istediğimi görüyorum. Başkalarının takdirini kazanmak, iyi biri olarak görülmek istedim. Sonradan anladım ki bunların çoğu aslında bize ait olmayan değerlerdi. Toplumun değerlerini kendi değerlerimiz zannetmişiz. Oysa bu değerlerin çoğu zihnin yüklediği ölçülerdi.

Yaşadığım bazı kayıplar ve kırılmalar bana önemli bir şey gösterdi: Aradığım şey aslında dışarıda değildi. Aradığım şey bilincimin konumunu fark etmekti. Bunu çok geç fark ettim.

Fakat yine de bu farkındalığın hayatımda bir dönüm noktası olduğunu görüyorum. Olanı yaşamak ve olanı görmek… yani bilincin dönüşümü… benim için gerçek anlamda yeni bir başlangıç oldu.

Bir gün kendimi de bir fenomen olarak, bedenimi de bir fenomen olarak gördüğümde bunun ne kadar değerli bir farkındalık olduğunu anladım. İnsan da, beden de gelip geçici bir fenomendir. Oysa biz geçici olan şeyleri çok büyük anlamlarla taşımaya çalışıyoruz. Zihnin kurduğu değerler yüzünden yıllarca ağır yükler taşıyoruz.

Şimdi geriye dönüp baktığımda şu soruyu soruyorum:

Hayatın özü fenomeni görmek miydi, yoksa fenomeni yaşayıp görmek miydi?

Belki de insanın yolculuğu tam olarak burada başlıyor. Çünkü insan fenomeni gördüğünde, taşıdığı birçok yükün aslında zihnin ürünü olduğunu da fark etmeye başlıyor.

Mahmut Turut 2026

bottom of page