Hayat, Bilincin Konumundan Yaşanır

İnsan hayatın içinde sürekli bir ilişki halindedir. Kendisiyle, başka insanlarla, eşyayla, bedenle, düşüncelerle, duygularla ve zamanla durmadan ilişki kurar. Bu yüzden insanın yaşadığı şey yalnızca olaylar değildir. İnsan, olaylarla kurduğu ilişkiyi yaşar. Daha da derinden bakıldığında, insan aslında ilişkilerini de bilincinin konumundan yaşar.
Aynı söz, aynı olay, aynı insan ya da aynı durum herkes için aynı şekilde yaşanmaz. Bir insan için ağır olan bir şey, başka bir insan için oldukça sade olabilir. Birinin içinde yük oluşturan bir durum, diğerinde neredeyse hiç iz bırakmayabilir. Buradaki fark çoğu zaman dışarıdaki şeyden değil, o şeyle kurulan ilişkiden doğar. İlişkinin nasıl yaşandığını belirleyen ise bilincin nerede durduğudur.
Bilinç parçada olduğunda insan ilişkilerini yüklü yaşar. Zihin devreye girer; yorum yapar, kıyaslar, beklenti kurar, korku üretir ve olması gerekeni ortaya koyar. Böylece yaşanan şey olduğu gibi kalmaz. Olayın, sözün ya da ilişkinin üzerine anlamlar eklenir. İnsan artık sadece olanı değil, ona yüklediği anlamı da yaşamaya başlar. İşte yük çoğu zaman burada doğar. Yük, çoğu zaman şeyin kendisinde değil, şeyle kurulan ilişkinin zihinde ağırlaşmasındadır.
Bilinç yerinde olduğunda ise ilişki yüksüz yaşanır. Olay yine olur, söz yine söylenir, duygu yine hissedilir, ilişki yine kurulur; fakat bunların üzerine fazladan yük bindirilmez. İnsan olanı olduğu gibi görmeye başladığında, yaşadığı şey sadeleşir. Çünkü artık yalnızca şeyin içinde değildir; onunla nasıl bir ilişki kurduğunu da fark etmeye başlamıştır. Bu fark ediş, yükün çözülmeye başladığı yerdir.
Bu nedenle insan için her şey ya yüklü yaşanır ya da yüksüz yaşanır. İlişkiler yüklüyse hayat ağır yaşanır. İlişkiler yüksüzse hayat daha açık ve daha hafif yaşanır. Çünkü ilişkiler hayatın bir parçası değil, büyük ölçüde hayatın kendisidir. İnsan, hayatı dışarıdan gelen şeyler olarak yaşamaz; hayatı, o şeylerle kurduğu ilişkinin içinden yaşar.
Sonuç olarak insanın hayatını belirleyen yalnızca dış dünya değildir. Asıl belirleyici olan, bilincin konumudur. Bilinç neredeyse ilişki oradan kurulur; ilişki nasıl kuruluyorsa hayat da öyle yaşanır. Bu yüzden denebilir ki insan, şeyleri değil; şeylerle kurduğu ilişkiyi yaşar. Ve o ilişki de bilincinin konumuna göre ya yük olur ya da yüksüzleşir.
Mahmut Turut 2026