top of page

İşin sırrı, bilincin konumunu fark etmesidir.

Çünkü akışta bir sorun yoktur; sorun, akışa nereden bakıldığıdır. Bilinç konumunu fark etmediğinde parça merkez olur, parça merkez olduğunda akış taşınır. Yük, olayların çokluğundan değil; bilincin kendini parçada sabitlemesinden doğar. Geçmiş ve gelecek, bu sabitlenmenin doğal sonuçları olarak bilincin sırtına biner.

Bilincin konumunu fark etmek, bir şeyi düzeltmek ya da değiştirmek değildir. Bu fark edişte bilinç bir yere gitmez; yalnızca nerede durduğunu görür. İşte bu görme anında parça merkez olmaktan düşer. Merkez değişmez; yalnızca yanlış sanı çözülür.

Konum fark edildiğinde akış, olay olmaktan çıkar; oluş olarak görünür. İrade zorunluluk olmaktan çekilir, müdahale susar. Bilinç artık akışı taşımıyordur; akış, kendini bilince taşıyordur. Seyir dediğimiz hâl budur.

Bu yüzden işin sırrı yeni bir bilgi değildir.

Bir teknik, bir yöntem ya da bir kazanım da değildir.

İşin sırrı, bilincin konumunu fark etmektir;

gerisi kendiliğinden olur.

Mahmut Turut, 2025

bottom of page