İnsan Nesneyi Değil, Ona Yüklediği Anlamı Yaşar

İnsan bir nesneye baktığında yalnızca onu görmez. Zihin hemen devreye girer ve o nesneye bir anlam yükler. Bir masa görülür. Bu, olanın kendisidir yani fenomendir. Fakat zihin “bu tarihi bir masa”, “çok değerli”, “buna zarar gelmemeli” gibi düşünceler üretir. Artık ortada sadece masa yoktur, masaya eklenmiş bir anlam vardır.
İnsan burada iki farklı şeyi yaşayabilir. Ya masayı yaşar ya da “tarihi masa”yı yaşar. Masayı yaşamak sade bir deneyimdir. Masa görülür, kullanılır ve geçilir. Fakat “tarihi masa”yı yaşamak farklıdır. Artık masa korunması gereken bir şeye dönüşür, zarar gördüğünde rahatsızlık oluşturur ve kişisel bir değer taşır.
Bu durumda yaşanan şey nesnenin kendisi değil, ona yüklenen anlamdır. Aynı nesne iki farklı insanda iki farklı deneyim oluşturur. Birisi sadece masayı görür, diğeri ise anlamı yaşar. Nesne aynıdır ama yaşanan farklıdır.
Eğer kişi “bu masa” ile “bu zihnin yüklediği anlam” arasındaki farkı görebilirse bir ayrım oluşur. Bu ayrım olduğunda anlam çözülür ve nesne olduğu gibi kalır. Böylece yük oluşmaz.
Fakat bu fark edilmezse anlam gerçek sanılır. Kişi onunla özdeşleşir ve yük ortaya çıkar.
Sonuç olarak insan nesneyi değil, ona yüklediği anlamı yaşar. Masa vardır, “tarihi masa” yorumdur. Ama insan çoğu zaman masa ile değil, yorumla yaşar.
Mahmut Turut 2025