İnsan Olayları Nasıl Görür?

İnsan hayatında karşılaştığı olayları yalnızca gözleriyle görmez; onları bilincinin bulunduğu konuma göre algılar. Çünkü bir olayın nasıl göründüğü çoğu zaman olayın kendisinden değil, bilincin o olaya nasıl baktığından kaynaklanır.
Hayatta önce bir fenomen ortaya çıkar. Bir söz duyulur, bir davranış görülür, bir durum gerçekleşir ya da bir karşılaşma yaşanır. Bu fenomen varoluşun akışı içinde ortaya çıkan nötr bir durumdur. Fakat insan bu fenomeni olduğu gibi görmek yerine çoğu zaman onu yorumlamaya başlar.
İnsan olayları genellikle iki farklı şekilde görebilir.
1. Zihinsel Görme (Zamandaki Görme)
Bilinç zihinsel konumda olduğunda olaylar değerler ve beklentiler üzerinden görülür. Zihin geçmiş deneyimleri hatırlar, geleceğe dair beklentiler üretir ve yaşanan fenomeni bunlarla karşılaştırır. Böylece olay yalnızca bir fenomen olmaktan çıkar ve bir anlam kazanır.
Örneğin bir söz duyulduğunda zihin şöyle yorumlayabilir:
• “Bana saygısızlık yaptı.”
• “Böyle davranmamalıydı.”
• “Bu doğru değil.”
Bu durumda kişi yalnızca olanı görmez; aynı zamanda zihnin ürettiği yorumları da yaşar. Bu nedenle olay çoğu zaman kişisel bir hikâyeye dönüşebilir.
2. Tanıklıkla Görme (Yerindeki Bilinç)
Bilinç tanıklık konumunda olduğunda ise durum farklıdır. Bu konumda fenomen yalnızca olduğu gibi görülür. Bir söz duyulur, bir durum ortaya çıkar ve bilinç bunu fark eder. Zihin yorum üretmez; yaşanan şey yalnızca bir fenomen olarak görülür.
Bu durumda bilinç olayları taşımaya çalışmaz. Olan görülür ve akış içinde çözülür. Bu yüzden burada çoğu zaman yük oluşmaz.
Sonuç
Bu nedenle insanın gördüğü şey çoğu zaman yalnızca olayların kendisi değildir; olayların bilinç tarafından nasıl görüldüğüdür.
Kısaca şöyle denebilir:
Zihin olayları yorumlayarak görür.
Tanıklık ise olayları olduğu gibi görür.
Bu yüzden değişen şey çoğu zaman olaylar değil, bilincin onları gördüğü konumdur.
Mahmut Turut 2026