İnsan Zamanı Ya Taşır Ya da Seyreder

İnsan zamanı ya taşır ya da seyreder.
Bunun üçüncü bir yolu yoktur.
Çünkü zamanla kurulan ilişki, bilincin nerede durduğunu doğrudan açığa çıkarır.
Zamanı taşımak, bilincin parçaya dayanmasıdır.
Burada insan zamanın içindedir;
geçmişi sırtında, geleceği omzunda taşır.
Geçmiş pişmanlık olarak ağırlaşır,
gelecek kaygı olarak gerer,
şimdi ise iki yük arasında sıkışmış bir an hâline gelir.
Bu durumda zaman bir akış değil, bir yüktür.
İnsan hayatı yaşamaz; hayatı taşır.
Zamanı seyretmek ise bilincin bütüne dayanmasıdır.
Burada bilinç zamansızlıktadır;
zaman onun önünden akar.
Olan olur, geçen geçer, gelecek gelir.
Ne geçmiş tutulur ne gelecek zorlanır.
Zaman, bilincin üstüne binmez;
bilincin önünde görünür olur.
Bu seyir pasiflik değildir;
eylem vardır ama yük yoktur.
Aynı gün, aynı olaylar, aynı saatler…
Ama iki farklı yaşam.
Biri için zaman bir baskıdır,
diğeri için bir manzaradır.
Olaylar değişmez;
bilincin bakış yeri değişir.
Zamanın kendisi ne iyidir ne kötü.
Onu ağırlaştıran da hafifleten de zaman değildir.
Zaman, bilincin aynasıdır.
Bilinç parçada ise zaman yük olur;
bilinç bütünde ise zaman akış olur.
Bu yüzden insan zamanı yönetmez.
İnsan zamanı etiketlemez.
İnsan ya zamanı taşır
ya da zamanı seyreder.
Ve bütün mesele,
zamanın nerede olduğu değil,
bilincin nerede durduğunu fark etmektir.
Mahmut Turut – 2026