top of page

İnsanlık: Bilincin Yerinde Olmasıdır

İnsanlık, biyolojik bir türün adı değildir.

Toplumsal rollerin, ahlaki etiketlerin ya da kültürel kimliklerin toplamı da değildir.

İnsanlık, bilincin nerede durduğuyla ilgilidir.

Bilincin yerinde olması, bilincin parçada kendini sanmamasıdır.

Parçada duran bilinç, yaşananları sahiplenir, taşır ve onlarla özdeşleşir.

Bu özdeşleşmede zaman yük olur, bilgi kimliğe dönüşür, anlam zorlanır.

İnsan vardır; fakat insanlık henüz ortaya çıkmamıştır.

İnsanlık, bilincin kendi yerini fark etmesiyle başlar.

Bu fark ediş, yeni bir bilgi edinmek değildir;

bilginin merkezden çekilmesidir.

Bilinç, artık parçada değil; bütüne dayalı bir konumda durduğunu görür.

Bu görme ile birlikte olan değişmez, fakat yaşanış kökten dönüşür.

Bilincin yerinde olduğu hâlde fenomenler sırtlanılmaz; seyredilir.

Acı, kayıp ve çatışma yok olmaz; fakat kişisel bir hikâye hâline gelmez.

Zaman akmaya devam eder; fakat taşınmaz.

Bilgi hâlâ vardır; fakat kimlik olmaz.

Bu hâlde eylem ortadan kalkmaz.

Aksine, eylem ilk kez berraklaşır.

Çünkü eylem artık korkudan, telafiden ya da eksiklikten doğmaz.

Olması gerektiği için değil; olduğu için yapılır.

İnsanlık, başkasını düşünmekle başlayan bir erdem değildir.

Önce bilincin kendi yerini fark etmesi gerekir.

Bilinci yerinde olmayanın merhameti de adaleti de tepkiseldir.

Bilinci yerinde olan içinse etik, zorunlu bir görev değil; doğal bir akıştır.

Sonuç olarak insanlık, bir ideal değildir.

Ulaşılacak bir seviye ya da korunacak bir kimlik de değildir.

İnsanlık, bilincin yerinde olmasıdır.

Bilincin yerinde olduğu yerde:

her şey yerli yerindedir.

Mahmut Turut – 2026

bottom of page