top of page

İnsanları Haklı ya da Haksız Görmek

İnsanları Haklı ya da Haksız Görmek
00:00 / 01:04

İnsanlara “haklı” ya da “haksız” demek, zamandaki bilincin hareketidir.

Bu bakışta ölçü vardır.

Karşılaştırma vardır.

Olması gereken vardır.

Bir olay olur.

Bir söz söylenir.

Bir davranış gerçekleşir.

Zamandaki bilinç hemen hüküm verir:

“Doğru.”

“Yanlış.”

“Böyle yapılmaz.”

Bu hükümle birlikte duygu yoğunlaşır.

Öfke, kırgınlık, üstünlük, suçlama…

Hepsi haklılık zemininde büyür.

Çünkü haklılık, kimliğin dayanağıdır.

Haksızlık ise kimliğin tehdididir.

Fakat insanı bilincinin konumuna göre görmek farklıdır.

Bu bakışta kişi artık “haklı mı?” diye sorulmaz.

“Bu bilinç şu an nerede duruyor?” diye bakılır.

• Parçada mı?

• Yorumla mı yaşıyor?

• Değerle mi özdeş?

• Yük mü taşıyor?

Bir insan öfkeliyse, artık “haksız” değildir.

Parçadadır.

Bir insan saldırıyorsa, artık “kötü” değildir.

Kimliği tehdit altındadır.

Bu bakış yargıyı dağıtır.

Yargı dağıldığında duygular da çözülür.

Çünkü duygular çoğu zaman haklılık zemininde sertleşir.

Haklılık düşerse, öfke yumuşar.

Haksızlık düşerse, savunma azalır.

Ve orada başka bir şey doğar:

Saygı.

Saygı, üstün görmek değildir.

Saygı, bilinç konumunu fark etmektir.

Kişi parçadaysa, parçadadır.

Akışta ise, akıştadır.

Kimse bilincinin dışında davranamaz.

Bu görüldüğünde, insanları düzeltme arzusu azalır.

Onları ikna etme ihtiyacı azalır.

Kendi haklılığını ispat etme isteği azalır.

Çünkü mesele artık “kim haklı?” değildir.

Mesele “bilinç nerede duruyor?”dur.

Bu bakış tüm duyguları dağıtır.

Dağılan duygu bastırılmış değildir.

Çözülmüştür.

Yerine doğal bir sakinlik gelir.

Ve bu sakinlikten doğan şey saygıdır.

Aksiyom:

Haklılık kimliği büyütür.

Konumu görmek saygıyı doğurur.

Mahmut Turut2025

bottom of page