top of page

Olguların Tesadüfsüzlüğü ve Birlik Bilinci

Olguların Tesadüfsüzlüğü ve Birlik Bilinci
00:00 / 01:04

Kâinatta tesadüf sandığımız her olgu, gerçekte birbiriyle görünmez bağlarla örülü bir bütünün parçasıdır. Olgu, kendi başına bir anlam taşımaz; onu anlamdıran, büyük bütün içindeki yeridir. Fakat bilinç çokluğa dönük olduğunda, parçayı bütünden kopuk görür. Böyle olunca, olgular gelişigüzel görünür; akış dağınık, karşılaşmalar rastlantısal, yaşananlar sebepsiz sanılır.

Oysa özün diliyle bakıldığında tesadüf yoktur.

Çünkü özde birlik vardır; birlik varsa bağlantı vardır; bağlantı varsa her olgu yerli yerindedir.

Bütünsel bilince gelen kişi, olguların birbirine nasıl eklemlendiğini, bir fenomenin başka bir fenomeni nasıl çağırdığını, yaşanan her şeyin bilinci öze döndürmek için nasıl bir zincir oluşturduğunu fark eder. Bu fark ediş, tesadüfü ortadan kaldırır; olayı anlam kılar, olguyu işaret hâline getirir.

Tasavvuf geleneği bunu “tevafuk” diye adlandırır:

Olgu tesadüf değildir; kişi sadece henüz onun içindeki hikmeti göremiyordur.

Görmek için göz değil, bütünlük gerekir.

Bütünlük için ise bilincin özüne dönmesi…

Birlik bilincine eremeyen, parçaları görür ama bütünü göremez. Parçaları göremeyen zihin, olayları rastgele sanır. Bu yüzden insan, olguların bütün içindeki yerini göremediğinde “tesadüf” der; bütünü gördüğünde “hikmet” der.

Olguların hiçbiri başıboş değildir.

Her olgu bir çağrıdır, her karşılaşma bir işarettir, her ses bir yöneliştir.

Hepsi, bilinci kendi özüne döndürmek için bir araya gelmiş görünmez bir düzenin halkalarıdır.

Tesadüf sanılan şey, aslında birlik bilincinin henüz açılmamış yeridir.

Birlik bilinci açıldığında, yaşanan her olgu yerli yerinde görünür; kişi ilk kez hayatın kendiyle konuştuğunu duyar.

Mahmut Turut — 23 Kasım 2025, Edirne

bottom of page