Koştur Koştur Hayat Boştur

“Koştur koştur hayat boştur” denildiğinde,
hayatın kendisi kastedilmez.
Boş olan, yaşamın akışı değil;
ona yüklenen amaçlılıktır.
Koşturmak, çok hareket etmek değildir.
Koşturmak, bilincin sürekli geleceğe çağrılmasıdır.
Bir hedef, bir sonuç, bir kazanım uğruna
şimdinin değersizleştirilmesidir.
Amaçlı yaşamda şimdi,
yalnızca ulaşılacak bir sonucun basamağıdır.
Amaç, eylemi geleceğe ipotek eder.
Eylem artık kendisi için yapılmaz;
henüz gelmemiş bir zamana bağlanır.
Bu bağlanma, eylemi ağırlaştırır.
Ağırlık arttıkça hız artar.
Hız arttıkça bilinç dağılır.
İşte koşturma buradan doğar.
Amaçlı yaşayan insan,
hayatı olduğu gibi görmez.
Fenomeni ya aşılması gereken bir engel
ya da elde edilmesi gereken bir kazanç olarak okur.
Bu okumada doğrudanlık yoktur.
Her şey bir işe yaramak zorundadır.
Yaramayan şey değersiz sayılır.
Bu yüzden amaçlı yaşam boştur.
Boşluk, anlamsızlıktan değil;
hayatla temasın kopmasından doğar.
İnsan yapar, yetişir, tamamlar;
ama yaşadığını hissetmez.
Çünkü bilinç,
hiçbir eylemde tam olarak orada değildir.
Koştur koştur yaşanan hayatta
hareket çoktur,
ama seyir yoktur.
Zaman taşınır,
oluş olaylaşır,
akış direnç üretir.
Hayat, bir listeye dönüşür.
Liste bittiğinde ise
geriye yorgunluk kalır.
Oysa hayat,
amaç talep etmez.
Hayat, yaşanmak ister.
Eylem, bir yere varmak için değil,
olduğu için olduğunda
bilinç yerine gelir.
Hız düşer,
yük çözülür.
Bu noktada yaşam boşalmaz;
ilk kez dolar.
Çünkü artık eylem,
geleceğe borçlu değildir.
Şimdiyle tamamlanır.
“Koştur koştur hayat boştur” sözü,
hayatı değil;
amaçlı yaşamı eleştirir.
Koşmayı bıraktığında hayat durmaz.
Sadece yükten arınır.
Ve işte o zaman görülür ki:
Boş olan hayat değil;
hayatı sürekli bir amaca bağlamaktır.
Mahmut Turut, 2026