top of page

Koştur Koştur Yaşam, Parçadaki Yaşamdır

Koştur koştur yaşamak, hayatın hızlanması değil; bilincin parçaya düşmesidir.

Buradaki koşu, fiziksel bir hareketten çok, bilincin zamana yakalanma hâlidir. İnsan bir yerden bir yere yetişirken değil; bir düşünceden diğerine savrulurken koşturur. Bu savruluş, bilincin bütünü göremeyip parçaya tutunmasıyla başlar.

Parçadaki yaşamda zaman ardışık yaşanır. Dün pişmanlıktır, yarın kaygı, şimdi ise taşınması gereken bir yüktür. Koşturma tam da buradan doğar: Zaman yetmiyordur çünkü bilinç zamanı seyretmiyordur; zamanı sırtında taşımaktadır. Zaman taşındığında, her an eksiktir. Eksiklik duygusu ise hız üretir. İnsan hızlandıkça yaşadığını zanneder; oysa yaşanan hayat değil, yüklerin ardı ardına dizilmesidir.

Koştur koştur yaşamda anlam da parçalanır. Her iş “yetişilmesi gereken” bir şeye dönüşür. Yapılan şeyin kendisi değil, sonucu önem kazanır. Amaçlar çoğaldıkça hayat araçlaşır. Hayat araçlaştığında, insan kendini yaşamaz; kendini yönetmeye çalışır. Yönetilen hayat, yaşanan hayat değildir.

Bütünsel bilinçte ise koşu yoktur. Çünkü orada eksiklik yoktur. Zaman bilincin önünden akar; bilinç zamanın içinde sürüklenmez. Olan olur ve bu oluş seyredilir. Seyir, eylemsizlik değildir. Aksine, eylem yükten arındığında ortaya çıkar. Aynı işler yapılır; ama artık acele yoktur, telaş yoktur, “yetişememe” korkusu yoktur.

Koştur koştur yaşam, “hayatı kaçırıyorum” duygusundan doğar. Oysa hayat kaçırılmaz; sadece yüklenir ya da seyredilir. Parçadaki bilinç hayatı taşır, bütünsel bilinç hayatı yaşar. Taşınan hayat ağırdır; yaşanan hayat hafiftir.

Bu yüzden koşturmak bir karakter meselesi değil, bir bilinç konumudur. İnsan durduğunda değil; bilincini yerine aldığında koşu biter. Koşu bittiğinde zaman durmaz; sadece yük kalkar. Ve işte o zaman hayat, ilk kez gerçekten yaşanmaya başlar.

Mahmut Turut-2026

bottom of page