Kontrol

İnsan hayatında doğal olarak bir yön verme eğilimi vardır. Kişi düzen kurmak ister, işleri planlamak ister, hayatını belirli bir doğrultuda ilerletmek ister. Bu, akışın içinde ortaya çıkan doğal bir yönelimdir. Bu hâliyle kontrol, sadece bir düzenleme isteğidir.
Fakat zihin bu yönelimi olduğu gibi bırakmaz. Hemen onu bir zorunluluğa çevirir: “Her şey benim istediğim gibi olmalı.” “Böyle gitmeli.” “Bu şekilde devam etmeli.” İşte bu anda kontrol ihtiyacı oluşur.
Artık ortada sadece bir yön verme isteği yoktur. Zihin, hayatı belirli bir kalıba sokmak ister. Olanı kabul etmek yerine, olanı değiştirmeye çalışır.
Hayat ise akış halindedir. Değişkendir. Sabit değildir. Bu yüzden zihinle kurulan kontrol hiçbir zaman tam olarak sağlanamaz. Beklenmeyen bir durum ortaya çıkar. Plan bozulur. İnsanlar farklı davranır. Ve zihin hemen tepki verir: “Böyle olmamalıydı.” İşte bu anda gerilim başlar. Çünkü olan ile olması gereken yine karşı karşıya gelmiştir. Kontrol ihtiyacı arttıkça gerilim de artar. Kişi sürekli tetikte olur. Sürekli müdahale etmek ister. Sürekli düzen kurmaya çalışır.
Fakat bu çaba bir süre sonra yorucu hale gelir. Yük burada oluşur. Çünkü kişi artık yaşamaz; kontrol etmeye çalışır. Oysa dikkatle bakıldığında şu fark edilebilir: “Bir yön verme isteği var… ve zihnim bunu zorunluluğa çeviriyor.”
İşte bu fark edişle birlikte iki şey ayrılır:
• yön verme
• zorunluluk
Yön verme kalır. İnsan yine plan yapar, düzen kurar, sorumluluk alır. Fakat zorunluluk ortadan kalkar.
Bu durumda kişi akışla birlikte hareket etmeye başlar. Olanı görür, gerekeni yapar. Ama sonucu zorlamaz.
Kontrol çözülür.
Bu noktada kişi şunu fark eder: Ben hayatı kontrol etmek zorunda değilim; sadece onunla birlikte hareket edebilirim. Bu fark ediş pasiflik değildir. Aksine daha net bir eylem doğurur. Çünkü artık eylem zorlamadan değil, görmeden çıkar.
Bilincin konumu burada belirleyicidir.
Eğer bilinç parçadaysa, zihin merkezdeyse, kontrol ihtiyacı kaçınılmazdır ve yük üretir.
Eğer bilinç yerindeyse, yönelim kalır ama kontrol ortadan kalkar.
En sade hâliyle:
Kontrol ihtiyacı, olanı zorlamaktır. Zorunluluk görüldüğünde, eylem akışla uyumlu hale gelir.
Mahmut Turut 2026