top of page

Konuşmak ve Sessizlik: Taşıma ile Seyir Arasındaki Ayrım

Taşıyan kişi konuşur.

Seyreden kişi konuşma ihtiyacı duymaz.

Bu ayrım, kişilikle, karakterle ya da iletişim becerisiyle ilgili değildir. Konuşmanın kaynağı, bilincin nerede durduğudur. Bilinç parçada olduğunda, olan yük hâline gelir. Yük ise dışarıya akmak ister. Konuşma, bu akışın en görünür biçimidir.

Taşıyan kişi konuşur çünkü taşınan şey içeride duramaz. Açıklanmak, gerekçelendirilmek, paylaşılmak ister. Düşünceler, duygular, yaşananlar söz hâline gelir. Konuşma, burada bir ifade değil; bir hafifleme girişimidir. Taşınan yük, sözle dışarı atılmaya çalışılır.

Seyreden kişi ise konuşmaya ihtiyaç duymaz. Çünkü içeride taşınan bir şey yoktur. Olan, zaten olduğu gibi görülmektedir. Açıklama yapma, ikna etme, haklı çıkma ihtiyacı doğmaz. Sessizlik, burada bir tercih değil; bilincin yerinde durmasının doğal sonucudur.

Bu sessizlik suskunluk değildir. Bastırma ya da kaçınma hiç değildir. Seyirde olan bilinç, gerektiğinde konuşur; fakat konuşmak zorunda değildir. Söz, bir boşaltma aracı olmaktan çıkmıştır. Bu yüzden seyirdeki söz azdır, yerindedir ve yük taşımaz.

Taşıma hâlinde söz çoğalır.

Seyir hâlinde söz azalır.

Çünkü biri yükü taşır,

diğeri yükü görür.

İnsan konuşarak hafiflemeye çalışıyorsa, bilinç parçada duruyordur.

İnsan konuşmadan durabiliyorsa, bilinç yerindedir.

Mahmut Turut

2026

bottom of page