top of page

Kurumlar Zihinle Yönetilir, İnsan Kendini Bilinçle Korur

Kurumlar Zihinle Yönetilir, İnsan Kendini Bilinçle Korur
00:00 / 01:04

Fenomen

Bir sağlık kuruluşu düşünelim. Hastane kurmak, doktor bulmak, personel çalıştırmak, cihaz almak, sözleşmeler yapmak… Bunların hepsi hayatın içinde ortaya çıkan olaylardır. Yönetici doktorlarla anlaşır, sözleşmeler yapılır, fiyatlar belirlenir, çalışanlar görevlerini yerine getirir. Bazen işler planlandığı gibi gider, bazen de beklenmedik durumlar ortaya çıkar.

Örneğin bir doktorla bir yıllık sözleşme yapılır. Fakat birkaç ay sonra doktor gelir ve ücretinin artırılmasını ister. Bu durum yönetici için yeni bir karar noktasıdır. Sözleşmeye bağlı kalmak mümkündür; fakat doktor bulunamıyorsa kurum zor durumda kalabilir. Bu nedenle yönetici bazen kurallara sıkı sıkıya bağlı kalır, bazen de durumu idare edecek çözümler üretir.

Bütün bunlar hayatın içinde ortaya çıkan olaylardır. Kurum kurmak, sözleşme yapmak, pazarlık etmek, çalışanlarla anlaşmak… Bunların hepsi fenomendir. Kurumların yönetimi zihnin bilgisiyle, deneyimiyle ve organizasyon becerisiyle yürür. Zihin plan yapar, kurallar koyar ve üretimi organize eder.

Yük

Fakat sorun olayların kendisinde değildir. Sorun çoğu zaman olayların üzerine yüklenen anlamlarda ortaya çıkar.

Yönetici yaptığı işle özdeşleşebilir. Kurumla kendini bir tutabilir. Kuralları savunurken kendini haklı çıkarma mücadelesine girebilir. Diğer yöneticilerle güç çatışması yaşayabilir. Çalışanların davranışlarını kişisel algılayabilir. “Ben doğruyu yapıyorum”, “O yanlış yapıyor” düşüncesi giderek bir gerilime dönüşebilir.

Bu noktada kurum artık yalnızca bir iş yeri olmaktan çıkar; kimliğin ve egonun alanına dönüşür. Kurallar bir araç olmaktan çıkar ve savunulması gereken bir kimlik haline gelir. Yönetim kararları kişisel mücadelelere dönüşür.

İşte yük burada doğar.

Oysa yaşananların çoğu yalnızca hayatın içinde ortaya çıkan durumlardır. İnsanlar kendi çıkarlarını düşünür, daha fazla ister, bazen sözlerini değiştirir. Kurumlar bu dalgalanmaların içinde ayakta kalmaya çalışır. Fakat zihin bunları kişisel bir mesele haline getirdiğinde yönetici de yük taşımaya başlar.

Seyir

Bilinç yerinde olduğunda ise durum değişir.

Kişi kurumu yönetmeye devam eder. Kurallar yine uygulanır. Gerektiğinde esneklik gösterilir, gerektiğinde sınırlar konur. Fakat bütün bunlar kimliğin bir parçası haline gelmez.

Kurum bir fenomendir.

Yönetim bir fenomendir.

Yaşanan problemler de bir fenomendir.

Bilinç yerinde olduğunda kişi zihni bir araç olarak kullanır. Zihin plan yapar, karar verir ve üretimi organize eder. Fakat kişi bu süreçlerin içinde kaybolmaz. Kurumla özdeşleşmez, güç mücadelelerinin içine düşmez.

Bu durumda hem kurum yönetilebilir hem de insan zihnin ürettiği yüklerin altında kalmaz.

Çünkü kurumları ayakta tutan şey zihnin kurduğu düzen ve bilgidir.

İnsanı ayakta tutan şey ise bilincin yerinde olmasıdır.

Kurumlar zihinle yönetilir.

İnsan kendini bilinçle korur.

Mahmut Turut 2026

bottom of page