top of page

Metafizik Yorum

Metafizik Yorum
00:00 / 01:04

Bir insanın yaşadığı farkındalık, başkasına aktarıldığında aynı hâliyle taşınmaz. Çünkü farkındalık aktarılmaz; yalnızca işaret edilir. Benim için bir “seyir” olan şey, bir başkası için en fazla “bilgi” olur. Bu bilgi, zihinde tutulur; hafızaya alınır; kabul edilir ya da reddedilir. Fakat henüz yaşanmış değildir.

Bilgi ile farkındalık arasındaki temel ayrım tam da buradadır. Bilgi, geçmişe aittir; söylenmiş, kavramlaştırılmış, tamamlanmış olandır. Farkındalık ise şimdiye aittir; oluş hâlindedir, canlıdır, süreklidir. Bilgi durur, farkındalık akar. Bilgi zihinde depolanır, farkındalık bilincin konumunu değiştirir.

Ben farkındalığımı anlattığımda, karşımdakinin bilinci henüz o noktada değilse, duyduğu şey sadece bir tanım olur. Tanım ise seyir değildir; seyri çağıran bir işarettir. Bu nedenle anlatan, ancak parmakla güneşi gösterir; güneşi gördürmez. Güneşi görmek, ancak bakanın kendi bilincinde gerçekleşir.

Karşımdaki kişi, anlattığımı zihinsel olarak kabul edebilir, hatta tekrar edebilir. Ama bu tekrar, farkındalık değildir; ezberdir. Ne zaman ki kendi deneyiminde, kendi iç sessizliğinde, kendi karşılaşmasında aynı şey kendiliğinden açılır, işte o anda bilgi düşer, farkındalık başlar. O an bilgi seyir hâline dönüşür.

Bu yüzden farkındalık öğretilemez; hatırlatılır. Zorlanamaz; davet edilir. Aktarılamaz; ancak koşulları hazırlanır. Ve o koşul, kişinin bilincinin konumunu değiştirmesidir. Konum değişmediği sürece bilgi bilgi olarak kalır; konum değiştiğinde bilgi erir, yerini doğrudan görmeye bırakır.

Sonuçta şunu söyleyebiliriz:

Benim yaşadığım farkındalık, başkası için ancak bilgi olarak dolaşır.

O bilgi, ancak onun bilincinde yeniden doğarsa farkındalık olur.

Ve farkındalık olduğunda artık anlatan kalmaz, anlatılan kalmaz;

sadece seyir kalır.

Mahmut Turut 2025

bottom of page