Olanı Görmek, Akışı Görmektir

Olanı görmek, akışı görmektir.
Çünkü olan, durağan bir şey değildir.
Olan, her an kendini açan bir oluş hâlidir.
Akış, bir yere giden şey değildir.
Bir amaç taşımaz, bir son aramaz.
Akış, olanın kendini zaman içinde göstermesidir.
Bilinç olanı parça parça gördüğünde
akış kaybolur.
Geçmiş, şimdi ve gelecek ayrılır.
Neden–sonuç zinciri kurulur.
Olan, bir yük hâline gelir.
Ama bilinç yerindeyse
olan parçalanmaz.
Zaman ardışık değil, yan yana görünür.
İşte bu bakışta akış kendiliğinden belirir.
Akışı görmek, bir şey yapmak değildir.
Bir çaba gerektirmez.
Sadece araya girenin çekilmesiyle olur.
Yorum çekildiğinde,
yargı düştüğünde,
anlam yüklenmediğinde
olan olduğu gibi görünür.
Ve olan, olduğu gibi göründüğünde
akış gizlenmez.
Akış, bilincin kurduğu bir şey değildir.
Bilinç akışı üretmez.
Akış vardır.
Bilinç ya onu seyreder
ya da onu taşır.
Taşınan akış yük olur.
Seyredilen akış hayat olur.
Bu yüzden “olanı görmek”
bir bilgi kazanımı değildir.
Bir farkındalık hâlidir.
Olanı gören bilinç
akışı kontrol etmez,
yönlendirmez,
değiştirmez.
Sadece orada kalır.
Ve orada kalındığında
akış zaten görünürdür.
Çünkü akış,
olanın başka bir adı değildir;
olanın yaşanan hâlidir.
Mahmut Turut
2026