top of page

Olanın olması için bilince ihtiyaç yoktur.

Akış, bilinçten önce vardır ve bilinçten bağımsızdır.

Varoluş, bilincin tanıklığıyla başlamaz;

bilinç yalnızca varoluşun içinde uyanır.

Bu yüzden bilinç, akışı üretmez, yönlendirmez ya da durdurmaz;

akışın farkında olur ya da olmaz.

Olan, bilincin bilip bilmemesine göre değişmez.

Zaman akar, varlıklar görünür olur, dönüşür ve dağılır.

Bu süreçte insanın ontolojik bir müdahalesi yoktur.

Birey olarak insana düşen,

olanı başka türlü kılmak değil;

olanla kurduğu ilişkiyi fark etmektir.

Yük ile seyir arasındaki fark,

akışın niteliğinden değil,

bilincin konumundan doğar.

Aynı olan, aynı akış,

bir bilinçte yük olurken

başka bir bilinçte hayat olur.

Bu fark, dış koşullardan değil;

bilincin kendi yerini fark edip etmemesinden kaynaklanır.

Bu nedenle farkındalık,

olanı değiştiren bir güç değildir.

Farkındalık,

olanın bilince yük olmaktan çıktığı yerdir.

İnsan burada akışa hükmetmez;

akışla çatışmayı bırakır.

Ve hayat, ilk kez

taşınmadan yaşanır.

Mahmut Turut-2026

bottom of page