top of page

Olan ve Ayrım

Olan bütündür.

Bütün, parçaların toplamı değildir; parça fikri ortaya çıkmadan önceki hâlin adıdır. Olan, kendi başına eksik değildir. Eksiklik, bilincin olanla kurduğu ilişki biçiminde doğar.

Bilinç olanla özdeşleştiğinde ayrım başlar.

Özdeşleşme, bilincin kendini olanın bir parçası sanmasıdır. Bu sanıyla birlikte bilinç, olanı karşısına alır. Karşıya alma başladığında özne ve nesne ayrımı oluşur; parça belirir.

Ayrım, olanın kendisinde değildir.

Ayrım, bilincin olanın üzerine yerleşmesiyle ortaya çıkar. “Ben” ve “olan” ayrımı yapıldığında, bütün bozulmuş gibi görünür. Oysa bozulan, olan değil; bilincin bakışıdır.

Özdeşleşen bilinç, olanı taşır.

Taşıma başladığında zaman üretir, anlam yükler, düzeltmeye kalkar. Böylece olan, parça parça yaşanır. Hayat, akış olmaktan çıkar; yük hâline gelir.

Bilinç özdeşleşmeden çekildiğinde ayrım da çekilir.

Ayrım çekildiğinde parça da düşer. Geriye kalan, zaten bütündür. Bütün, yeniden kurulmaz; sadece görünür olur.

Bu yüzden farkındalık, olanı bütün hâliyle üretmez.

Farkındalık, olanın üzerine kurulan ayrımı kaldırır. Ayrım kalktığında, olan kendiliğinden bütün olarak belirir.

Olan bütündür.

Ayrım, bilincin özdeşleşmesiyle başlar.

Özdeşleşme çözüldüğünde,

olan olduğu gibi kalır.

Mahmut Turut2026

bottom of page