Olanda hayır vardır” diyen kişi, yükün altındadır

Bir kişi “olanda hayır vardır” dediğinde, ilk bakışta teslimiyet ve bilgelik ifade ediyormuş gibi görünür. Oysa bu söz, çoğu zaman bilincin yerinde olduğuna değil; bilincin yük altında olduğuna işaret eder. Çünkü hayır arayışı, zaten bir ağırlığın varlığını ima eder. Yük yoksa, hayır aranmaya ihtiyaç duyulmaz.
Bu ifade, olanla çelişmenin yumuşatılmış hâlidir. Kişi olanı olduğu gibi yaşayamıyordur; ama olanla çatışmak da istemiyordur. Bu yüzden araya “hayır” kavramını koyar. Böylece yükü ortadan kaldırmaz, yalnızca hafifletmeye çalışır. Hafifletilen yük ise hâlâ yüktür. Bu konum, bilincin parçada olduğunun açık göstergesidir.
Parçalı bilinç, zamanı taşır. Geçmişin pişmanlığı ve geleceğin beklentisi arasında sıkışır. Olan, bu bilinç için nötr değildir; anlamlandırılması, gerekçelendirilmesi ve tahammül edilebilir hâle getirilmesi gerekir. “Olanda hayır vardır” sözü tam da bu ihtiyacın ürünüdür. Kişi, olanı seyredemediği için ona katlanmanın bir yolunu arar.
Bütünsel bilinçte ise hayır da şer de yoktur. Çünkü yargı yoktur. Olan, yalnızca olandır. Ne iyiye çevrilmesi gerekir ne de kötüden korunması. Seyir hâlinde bilinç, olanla pazarlık yapmaz. Hayır aramaz, anlam yüklemez, teselli üretmez. Çünkü ortada taşınan bir yük yoktur.
Bu nedenle “olanda hayır vardır” demek, farkındalık değil; bir baş etme stratejisidir. İnanç olabilir, teselli olabilir, dayanma biçimi olabilir; fakat seyir değildir. Seyirde söz düşer. Çünkü söz, yük varken gerekir. Yük yoksa, olan zaten yeterlidir.
Sonuç olarak:
Hayır arayan bilinç, yük taşır.
Yük hafifletilebilir ama yok edilemez.
Yük ancak bilincin yerini fark etmesiyle düşer.
Olanla barışmak değil; olanı olduğu gibi görmek özgürleştirir.
MahmutTurut -2026