Parçadaki Bilinç ve Canlı Hayatın Kaybı

Parçadaki bilinç, olanı yaşamaz.
Bu nedenle canlı hayat da yaşanmaz.
Olan olur; fakat bilinç, olanla doğrudan temasta değildir.
Temas koptuğunda hayat akış olmaktan çıkar ve temsil hâline gelir.
Parçalı bilinçte hayat, şimdi’de yaşanmaz.
Olan bitmiştir; fakat bilinç onu bırakmaz.
Geçmiş hatıra olarak tutulur,
olan anlatıya dönüştürülür,
gelecek beklentiyle doldurulur.
Böylece hayat, yaşanan bir gerçeklik olmaktan çıkar;
taşınan bir hikâye hâline gelir.
Bu hâlde bilinç aktiftir.
Düşünür, değerlendirir, anlamlandırır.
Ama bu faaliyet canlılık değildir.
Çünkü canlılık, düşüncenin yoğunluğunda değil;
akışın içindedir.
Parçadaki bilinç, olanı kontrol etmek ister.
Kontrol isteği, olanla mesafeyi kapatmaz;
aksine mesafeyi derinleştirir.
Bu yüzden bilinç, hayatın içinde gibi görünür;
ama hayat, bilincin önünden akıp gider.
Canlı hayat, olanın olduğu anda yaşanmasıdır.
Olan gelir, görünür ve geçer.
İz tutulmaz, yük birikmez.
Bilinç bu anda geri çekilmiştir;
merkez olmaktan vazgeçmiştir.
Bu geri çekilme, hayattan kopuş değil;
hayatla kurulan en sahici temastır.
Parçalı bilinçte ise hayat donuktur.
Çünkü hayat, geçmiş ve gelecek arasında sıkışmıştır.
Şimdi hiçbir zaman yeterli değildir.
Bu yüzden insan yaşadığını sanır;
ama aslında yaşadığını anlatır.
Sonuç olarak parçadaki bilinç,
olanı yaşamaz.
Hayat, akış olmaktan çıkar;
hatıraya, anlatıya ve beklentiye dönüşür.
Canlı hayat ise yalnızca akışta mümkündür.
Akışta olmayan hayat,
hayat değildir;
sadece taşınan bir izdir.
Mahmut Turut-2026