top of page

Parçadan Bakan Bilincin Yük Hâli

Parçadan bakan bilinç, olanı yaşamaz;

ya geçmişin ya da geleceğin yükünü yaşar.

Parçadan bakış, bilincin zamana tutunmuş hâlidir. Bu konumda bilinç, şimdiyle temas edemez. Olan, hiçbir zaman olduğu gibi görünmez. Çünkü bilinç ya geçmişte kalmıştır ya da geleceğe kaçmıştır. Şimdi ise sadece yüklerin taşındığı bir geçiş alanına dönüşür.

Geçmişe tutunan bilinç, olanı pişmanlıkla yaşar. Olan, çoktan bitmiş olayların gölgesiyle değerlendirilir. Bugün, dünün hesabını taşıyan bir yüke dönüşür. Bilinç burada yaşamaz; geçmişi tekrar eder.

Geleceğe tutunan bilinç ise olanı kaygıyla karşılar. Henüz olmamış olanlar, şimdinin üzerine çöker. Olan, olacağı düşünülenin baskısı altında ezilir. Bilinç yine yaşamaz; ihtimallerle meşgul olur.

Her iki durumda da ortak olan şudur:

Olan, olduğu gibi yaşanmaz.

Çünkü parçadan bakan bilinç, zamanı ardışık yaşar. Geçmiş–şimdi–gelecek arasında gidip gelirken, bilincin kendisi hiçbir yerde durmaz. Bu yer tutamama hâli, yükün asıl kaynağıdır. Yük, olaylardan değil; bilincin şimdiyle temas edememesinden doğar.

Parçalı bilinç için zaman taşınması gereken bir şeydir. Bilinç, zamanı seyretmez; zamanın altında kalır. Bu nedenle yaşam ağırlaşır, eylem zorlaşır, anlamlar sertleşir.

Olanı yaşamak ise başka bir konum gerektirir. Bilinç, yerini fark ettiğinde, parça bütüne bağlanır. Parça artık bütünün zamandaki bir görüntüsü olarak görülür. Bu bakışta geçmiş ve gelecek yerli yerine oturur; şimdi ilk kez açıklık kazanır. Bilinç olanı taşımadan yaşar.

Sonuç olarak:

Parçadan bakan bilinç, yaşamı ıskalar.

Çünkü ya geçmişi taşır

ya geleceği bekler.

Olan ise,

sadece seyredildiğinde yaşanır.

Mahmut Turut – 2026

bottom of page