Parçalı Bilinçte Olay, Bilincin Yerine Çağrıdır

Parçalı bilinçte yaşanan her olay, dışsal bir rastlantı değil; bilincin kendi yerinden bakmadığını bildiren içsel bir işarettir. Olay, bilince yöneltilmiş bir çağrıdır. Bu çağrı duyulmadığında olay “sorun” gibi görünür; duyulduğunda ise anlamını tamamlayarak sönümlenir.
Parçalı bilinç, fenomeni bütünden kopuk algılar. Bu kopuş, “olması gereken” fikrini doğurur. Olanla olması gereken arasındaki mesafe büyüdükçe yük artar. Yük, olayın kendisinde değil; olayla kurulan çelişkili bakışta oluşur. Bu nedenle çözüm arayışı, çoğu zaman yükü hafifletmez; yalnızca zaman içinde taşınmasını sağlar.
Bütünsel bilinçte ise olay, çözülmesi gereken bir düğüm değil; okunması gereken bir mesajdır. Mesajın içeriği karmaşık değildir. Her olayın söylediği şey aynıdır:
“Buradan bakmıyorsun.”
Bu cümle idrak edildiğinde olayın işlevi biter. Olay çözülmez; erir.
Parçalı bilinç çözüm ister, bütünsel bilinç görüş. Çözüm zaman üretir; görüş zamansızdır. Zamansızlıkta bakıldığında olaylar ardışık neden–sonuç zincirleri olmaktan çıkar, akışın bir parçası olarak seyredilir. Seyir başladığında mesaj sessizleşir; çünkü muhatap artık yerindedir.
Bu bağlamda olaylar ceza değildir, ders de değildir. Olaylar, bilincin kendi yerine dönmesi için beliren işaretlerdir. Bilinç yerine geçtiğinde akış kendiliğinden konuşur; açıklamaya gerek kalmaz.
Parçalı bilinçte olay vardır.
Bütünsel bilinçte yalnızca oluş.
Mahmut Turut – 2026