Seyir İçinde Mücadele
Hakiki Yaşamın İşin İçinden Geçen Hâli

Hayat, dışarıdan bakıldığında bir mücadele gibi görünür.
Sorumluluklar, işler, insanlar, aksaklıklar ve bitmeyen talepler…
Oysa yakından bakıldığında görülen şey şudur:
Hayat, kendi akışı içinde ilerler; insan bu akışın içinde ya taşıyarak ya da seyrederek yaşar.
Ben hayatın içindeyim.
İşlerimin başındayım.
Sorumluluklarım var ve onları yerine getiriyorum.
Bu, hayattan çekilmek değil; hayata yerinden katılmaktır.
İş hayatında aksaklıklar kaçınılmazdır.
İnsanlar görevlerini eksik yapar, süreçler bozulur, planlar sarkar.
Bu durumlar, olağan dışı değildir; hayatın normal seyridir.
Sorunların ortaya çıkması, akışın bozulduğu anlamına gelmez.
Akış, sorunlarla birlikte de akar.
Sorun, aksaklığın kendisi değildir.
Sorun, aksaklığın merkez yapılmasıdır.
Bir aksaklık merkez yapıldığında, bilinç parçada konumlanır.
Parçada konumlanan bilinç, olanı yaşamaz; olanı taşır.
Taşıma başladığında hayat, doğrudan yaşanan bir hâl olmaktan çıkar;
anlatıya, hikâyeye ve yüklenmeye dönüşür.
Oysa aksaklık, yalnızca bir fenomendir.
Görülür, fark edilir ve çözüm üretilir.
Burada yapılması gereken, aksaklığı yok etmek değil;
aksaklıkla özdeşleşmemektir.
Eylem devam eder.
Mücadele devam eder.
Ama bu mücadele, varlıkla kavga etmek değildir.
Bu, akışın içinden yapılan yerinde bir müdahaledir.
Bir usta, iş aksadığında müdahale eder.
Ama yaptığı işi kişisel bir mesele hâline getirmez.
Aksaklığı merkeze almaz; çözümü merkeze alır.
Sonra işine devam eder.
Hakiki yaşam da böyledir.
Hakiki yaşam, sorunların hiç çıkmaması değildir.
Hakiki yaşam, çıkan sorunların yük hâline gelmemesidir.
Çözüm bulunur, yol devam eder.
Tekrar aksaklık çıkar, tekrar çözüm bulunur.
Hiçbiri kimliğe dönüşmez.
Merkezde olan ben değilim.
Merkezde olan sorun da değildir.
Merkezde olan, olanın kendisidir.
Seyir, eylemsizlik değildir.
Seyir, bilincin olanı taşımadan görmesidir.
Bu hâlde yapılan her eylem yerindedir;
çünkü eylem, yükten değil açıklıktan doğar.
Ben seyrederek yaşıyorum.
Ama hayatın dışına çekilerek değil.
Yapıyorum, düzeltiyorum, müdahale ediyorum.
Sadece bir şeyi yapmıyorum:
Olanı kişisel yük hâline getirmiyorum.
Hakiki yaşam, işten kaçmak değildir.
Hakiki yaşam, işi yük olmadan yapabilmektir.
Bu nedenle mücadele sürer.
Ama bu mücadele, bilincin kendisiyle kavgası değildir.
Bu mücadele, hayatın içinden, hayatla birlikte yürüyen bir eylemdir.
Ve seyir, tam da burada başlar.
Mahmut Turut
2026